17.11.2012

Bana ne oldu? ikinci anevrizma

Iki  hafta once bir cuma gunu sabah kalktim. Kafamda aksamdan pisirdigim balkabaklarini kurabiyeye cevirmek vardi. Mutlu muydum ya da baska birsey dusunuyormuydum hatirlamiyorum. 
&
Tuvalete gittim korkunç bir agriyla ciktim. Leo yanimdaydi esim yoktu. Leo gormesin diye bahceye ciktim agri kusma. Biliyordum basima ne gelmekte oldugunu, ben bunu bes sene once yasadim.Leo geldi inlemelerime boyle yapma diye beni azarladi kuzum. Bes sene once sag bobregimin yuzde otuzunu yitirmistim ama bir daha olmayacak dedi Turkiye'deki, Fransa'daki doktorlar. Bir eve ucak carpmasi gibi bir daha olmazmis. Bobrek atardamari yirtilmasi sonucu pihti ve organ olumu. Esimi aradim acile gittik. Iki buklum agrilarlar bobrek anevrezmasi geciriyorum bana heparin(kan sulandirici) verin dedim. Kimse dedigimi ikiletmedi. Romanya'liydi acil doktoru. Iki yollari kesisen yabanci. Tabi bu hastaligi bilmiyor, o kadar ender gorulen bir durum ki. Fransa'da 200 vaka gorulmus. Serum verilmeye baslandi arada gidip scan cekildi evet teshisim dogru bobrek anevrizmasi ve bobregimin yuzde yirmisi gitmis. O ana kadar belki bobrek tasi dusuruyorumdur diye avunmaya calisiyorduk esimle. Agrim yavasca azaldi. Benim doktorum Caen'da dedim Romanya'li doktor siz mi ben mi arayayim dedi çok komikti bizden daha çaresiz gozukuyordu. Ismini heceledik anlayamadi ah baska bir yabanci:=) Biraz sonra geldi, emekli olmus benim doktor yine de o hastaneye nakledilmek istermisin diye sordu. Ameliyatla durdurulabilecegini zannediyor ona çare ariyordu. Halbuki ameliyat bir çare degil bu durumda.  Sonra Nefreloji bolumunu aradi ve benim yakisikli doktorum geldi. Allahtan daha once ysadigi tecrubesi oldugu bir konuymus. Hemen 5. kattaki servise alindim. Buraya kadar iyiydi, idare ediyordum, esim fotografimi cekiyor gulumsuyorum. Derin bir tahrip yok idare ediyorum. Haftsasonu nispeten sakince gecti Heparin'e devam ve coumadin (alti ay kullanacagim kan sulandirici) almaya basladim içim rahat bu is bitti. Ancak coumarin seviyesini ayarlamak biraz zaman aliyor. Doktora pazartesi cikayim diye baski yapiyorum saliya erteleniyor. Sali agrilarim basliyor carsambaya erteleniyor derken ikinci bolum basliyor.
&
Ikinci bolum çok acili, agri kesiciler, damardan verilen ilaclara ragmen geçmeyen bir aci morfin donemim basliyor. Gunler, saatler, sesler kayboluyor, sesim cikmiyor ama sadece acim var onu hatirliyorum. Dayanilmaz bir acim var ve bu oyle bir aci ki bobregimi kaybediyorum oksijen gidemediginden oluyor zavalli bobregim. Bir sey yapamamanin çaresizligi bobregim gidiyor...Sanirim iki gun surdu bu donem. Sonra yavas yavas morfin kesildi. Bobregimin kaybi yuzde elliye ulasmis. Hala benimle ama, hala calisiyor. Sukurler olsun. Sonraki donem daha once yasadiklarim gibi olu hucrelerin verdigi agri ve ates. Bagirsak problemleri. Yavas yavas sis perdesi aralanirken ben hareketlenebildim. Hastane koridorlarinda yuruyebilmeye basladim. Ben bolumdeki genc hastayim diger hastalari ziyarete gelen cocuklari bile benden buyuk. Nefroloji bolumu diyaliz hastalari var yani beterin beteri var. Kollarim delik desik ama nedir ki lafi olmaz. Oglum geliyor beni gormeye ama huysuzlaniyor belli ki beni boyle gormek istemiyor uzatmiyoruz ziyareti.Bes katli bir hastane resmi cizmis disavurumcu arkadas serumlar, hemsireler, yataklar tam tekmilli hastanen ama icinde ben yokum! O aci veren dayanilmaz donemde telefon edenlerle konusamiyorum kim aradi etti hatirlayamiyorum esim cevap veriyor. Degisen vardiyalar degisen hemsireler, hastabakicilar hep Fransa'da hastaneye yatmaktan korkardim naz cekmiyor cok sertler diye. Oyle degil hepsi çok yumusak, iyi canla basla calisiyorlar o an en muhtac oldugum insanlar onlar. Morfin kafasiyla kotu kranlik canavarimsi yuzler goruyorum ama zihnimi isgal etmelerine izin vermiyorum. Aciya dayanmak kendime umut vermek icin surekli meditasyon yapiyorum, organlarimi teker tekerk seviyorum sari sifa verici bir isigin tum artlerimi actigini hayal ediyorum biraz iyi geliyor. Dualar ediyorum inanmaya calisarak. On gun kaldim hastanede sonunda ciktim. Sis perdesi aralanir gibi. Kotu bir kabusu hatirlayip içinizin titremesi gibi, ancak yavas yavas hafifliyor yasadiklarim. Sukrediyorum yasadigim, nefes alabildigim oglusumu gorebildigim icin. Annem geldi dun sanki hersey daha bir yoluna girdi. hala cok yorgunum uzun konusamiyorum diyaframim kitleniyor. Sukretmekle mesgulum ya beyin ya kalp arterlinden birine olsaydi. Bes sene once yasadiklarimi yazdigimda  kendi duygularima yer vermemisim. Simdi yaziyorum arada sacma sapan seylere sikildigim zaman okumak icin, neyin onemli oldugunu kendime hatirlatmak icin...

Ani olan bir sey bu bilinen bir nedeni yok. Dusundugumde son iki aydir kendimi surukledigim sikinti kuyulari disinda elimde birsey kalmiyor. Kolestrolum, sekerim yok, genetik rahatsizligim yok, sigara icmiyorum, dogum kontrol hapi kullanmiyorum,  darbe almadim. Bes sene oncede arastirmislardi simdi yeniden arastiracaklar nedenini bulmak icin çunku bundan sonrasi onemli. Iki bobregimde kirpildi ama hala calisiyorlar ve benimleler allaha sukur. Hayatim boyunca saglikli beslenmeye takintili oldum organik yiyecege yoneldim olmadi kendim yetistirdim çok saglikli oldugumu dusunurken gelen tokatlar bunlar. Beni kendime getiren. Bir ihtiyar gibi yavas hareket ettigim nekahat donemimimde ben nereye kosuyordum diyorum kendime? neden bu kadar acelem vardi neyi yetistirmeye calisiyordum. Neden vucudumu kendimi oturup iki dakika dinleyemedim. Kendini patlatacak kadar stres yaratmaya degen birsey var miydi gercekten ortada? Yoktu. Bedenim organlarim sizden ozur dilerim.

Hastaliklari anlamak benim çozebilecegim birsey degil belki ama hastalara bakinca cok fazla ortak nokta bulamiyorum. Neyse isin ozu yasiyorum, nefes aliyorum, sukrediyorum. Bu  sureci uzakta olmalarina ragmen benimle beraber yasayan destek mesajlarini ve dualarini esirgemeyen comert ve iyi arkadaslarima, dostlarima minnettarim. Sagolun varolun aldigimiz her nefes degerli arada hatirlamak ve mumkunse hic unutmamak lazim.....

Tedavi suresince kan sulandirici ilaç kullanacagim daha once yaptim gene yaparim diye umud ediyorum. Beslenme duzenim tamamen degisti yesil yapraklilar yok, aslinda tamamen kesmeyin diyorlar ama ben daha once nasil yapiyordum tam hatirlayamiyorum. O da duzene girecek çok yakinda umarim. Saglicakla kalin...

22.10.2012

sisler, sesler, hayaletler, orumcekler

 Bizim koy bu sabah kimsecikler yok. Yagmur sesi duyuyorsunuz yagmur yagmiyor. Gormediginiz kuslar ucusuyor etrafta. orumcek aglari sarmis her yeri. Yoksa bu koy terk edilmismiydi?












koyun birinci cadisi Patti


Ikinci cadi

hayalet rezene

hayat var galiba







9.10.2012

çiçeklerle, yemislerle sonbahar ev dekorasyonu ve balkabagi salatasi

 Efenim bu aralar keyifsizim ama uretimden geri kalmak yok. Biraz çiçek verelim size? Leonardo'nun bebeklikten kalma plastik kovasi vazoya donusturuldu. Bunun için kocaman ayçiçegi yapraklarini kovanin etrafina yapistirdim. Bir kurdele ile çevirdim.Aralarina evde kurumus olan budgay basaklari ve sazliklari yerlestirdim. Içine su koyup bahçeden topladigim yildiz çiçekleri, aster ve ortancalarla susledim. çok hos oldu ustelik aksamlari evi isittigimiz için renkleri bozulmadan kurudular. Kovanin dekoru da bozulmadi simdi baska cicekler icin kullanabiliyorum.
 Akdikenlerle sonbahar çelengi yaptim. Bu kirmizi meyveler içimi sevinçle dolduruyor. Onlardan ketçup yapma niyetim var  bakalim.
 Oglumun resimleri pek kiymetlidir kimseye vermez. Durup duruken bana hediyesi gokkusagi eh daha ne isterim hayatta dunyanin en guzel hediyesi:=)

 Bunlarda benim arkadaslarim için hazirladigim hediyeler cuma gunu ancak tadina bakabilecekler bakalim sevecekler mi?
 Sonbahar sizin içinde bal kabagi demek mi?Turuncular, sarilar, sari çizgili krem rengi kabaklar birinciligi turuncuya veriyorum:) kokusu bile bastan çikarici bolca tuketin bu aralar. Yemek grubumda balkabagindan nasil faydalandilindigini sormustum. çok guzel fikirler geldi sirasiyla hepsini deniyorum. Asagidaki fikir Almanya'da bir arkadasimdan geldi çok begendim sizde deneyin.
  
Kabaklar incecik dilimlenip zeytinyaginda çevrildi karamelize olunca alindi. Bir kenarda domates, kirmizi sogan, avakado, limon suyu tanistirildi. çig olarak ilik kabaklara eklendi pek bir leziz oldu. Ya siz neler yapiyorsunuz balkabagiyla?


1.10.2012

Boğa Güreşi (Corrida, Tauromachie), Picasso, Françoise Gilot ve Hayvan Hakları Yasası







Fransa’nın Güneybatısında Ispanya sınırına yakın Bask bölümü, Dax,Nimes, Provence’ın bir kısmında inanmakta zorlandığınız bir gelenek halen devam ediyor. Corrida,Picador, Feria. Dax şehrindeyken Ferria  başlıyor diye büyük bir heyecan dalgası  vardı.  Kulağıma boğa lafı çalınıyor herhalde sokağa boğayı salıp önünde koşuşturacaklar diye düşünüyorum. Eşim ağzında birşeyler geveliyor net birşey öğrenemiyorum. Katılmaya karar verip bilinçsiz turistler gibi boğa figürlü bandanalar alıyoruz. Sokaklar kırmızı, beyaz giyinmiş çoluk çocuk, gençler, yaşlılar dolu. Kısacası her yer kırmızı beyaz ve çok kalabalık.  Sokaklar barlara dönüşmüş danslar, müzikler şahane bir festival havası. Kentin parkları kamp alanına dönüşmüş, çadırını kapan gençler Woodstock benzeri alanlar oluşturmuş eğleniyorlar. 






Çok güzel, keyifli festivalin ne olduğunu öğrenene kadar. Dax’ta, Nimes, Arles olduğu gibi Arena var. Bazı arenalar roma döneminden kalma. Önünde bir kalabalık, tiyatro var herhalde derken acı gerçeği öğreniyorum.  Boğa güreşi!!! İspanyolların etkisiyle buraya yerleşen bir kültür. Boğa güreşleri halen yapılıyor, bununla gurur duyuyorlar bu kültürümüz, geleneğimiz diye laf söyletmiyorlar ve günler boyunca menülerde boğa eti var. Boğa karşıtı bir gösteriye rastlamıyorum moralim bozuluyor. Boğalar ile insan arasındaki kavga adil değil öncelikle.Hayvanın bir ana matador ve yandaşları tarafından kızdırılıp, yorgun düşene kadar oynanması ve sonunda öldürülmesi üzerine bir oyun. Seyretmesine dayanamayacağım bir kan oyunu.  Boğanın kaderi kazansa da kaybetsede aynı,  ölüm. Sonu baştan belli bu işkenceyi anlayamıyorum. Boğa güreşine kaşı hareketler var ve İspanya’nın katalan bölgesinde yasaklandı. Bir hafta önce yasaklanması için Fransa Anaya Mahkemesi’ne yapılan başvuru kültürel bir gelenek olduğu gerekçesiyle red edildi. 



ask ve olum çarpici degil mi? Nimes arena


Bu kültüre bakarsak özellikle yazarlar, ressamlar tarafından özelikle 30/50’lerde desteklendiğini, Paris entelijansiyasının boğa güreşlerini kaçırmadığı hayretle öğreniriz. Bunların arasında boğaya çocukluğundan beri takık, seçme şansı olsaydı picador(atın üstündeki boğayı öldürücü son vuruşu yapan matador) olmak isteyen Picasso’yu anmadan olmaz. Çocukken Malaga’daki boğa güreşlerini kaçırmayan Picasso sonraları Nimes, Arles ve Güney Fransa’da ki arenalarda boğa güreşlerini  seyretmiştir. Boğayla kendisini zaman zaman özleştiren Picasso kadınlara olan sonsuz arzusu ile süphesiz boğa sıfatını hak ediyor. Picasso tauromachie kültürüyle Max Jacop ve Georges Braque ‘ı tanıştırmıştır.1930’larda Rene Char, Francis Picabia, Paul Eluard’la birlikte arenadan arenaya gezmiş.  Hayatına giren çıkan kadının hesabı yok bildiğini üzere. Bir gün bir kafede François Gillot’ya rastlıyor. Atölyemi görmek istersen gel deyip kartını veriyor.Kendinden kırk yaş küçük François ile aralarındaki aşk çok uzun sürüyor ve iki çocukları oluyor. Genç yaşına rağmen güçlü ve Picasso’ nun yanında ezilmeyen bir kadın. Başka bir zaman daha uzun anlatırım. Picasso her yaz Nimes’de boğa güreşlerini kaçırmıyor. Kadınlar seyirci boğa güreşlerinde. Boğa güreşi  rituellerden oluşuyor. Açılışı bir matador güreşi başka bir matador, son öldürücü darbeyi diğer bir matador yapıyor. Françoise Gillot 1953’te Nimes’tki arenada  boğa güreşinin açılışını at üstünde halkı ve Picasso’yu selamlayarak yapıyor. Ve Picasso’yu terk ederek Picasso’yu terk edebilen tek kadın ünvanını kazanıyor.  Sembollerle yaşanan bir dönemde bir boğa ancak böyle terk edilirdi.






Türkiye’de binlerce sokak hayvanı var. İstanbul kültüründe her zaman sokak kedi ve köpekleri var. Hayvancıklar çok zor koşullarda var olmaya çalışıyorlar. Bazı vicdan sahibi insanlar hayvanları besliyor, sahipleniyor. Şartlar iyileşecek derken gene Türk usulü bir çözüm geliyor. Asmayalım da besleyelim mi kültürü hayvanları alıp gözden uzak toptan yok etmeyi hedefliyor. Hayır demek için Türkiyede bir sürü gösteri düzenlendi, düzenleniyor. Uluslararası bir sürü kampanya da var diyeceği oki hayır demek için hala bir şansınız var. Lüten protestolara katılın.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin