1.04.2010

serseri zihin, dolu ve kayisili makaron Macarons à l'abricot



Benim zihnim serseridir, ordan oraya amacsizca dolasir durur ve sahibini yorar da yorar. Yazilarimi da ayni teknikle ordan oraya zip zip yazarim, allahtan sevenleri var. Toprakla ugrasmak bu anlamda bana cok yardimci oldu, uzun sure konsantre olup meditasyon yapmis kadar oluyorum. Yillardir hayalimdi bahce, toprakla ugrasmak bana neyin iyi gelecegini biliyormusum aslinda. Dun birde farkindalik(mindfulness) meditasyonu dersleri almaya basladim, 10 seans surecek, daha once yoga ve baglantili meditasyon yaptigimdan konuya yabanci degilim ama bu farkliydi. Kadinin soyledigi bazi seyler cok hosuma gitti. Once yatarak meditasyon yapmaya basladik, zamanla her yerde yapabilecegimizi soyledi, asramlarda yasayan rahiplerden olmadigimiz icin bu sehirli insanlara adapte edilmis versiyonuymus, bana cok mantikli geldi.  Ikinci olarak an'i yasamak icin, an'a konsantre olmak gerektigini ve bunu nefes alip vermeye yogunlasarak ayni anda yapabilecegimizi, bize bunu ogretmeyi amacladigi soyledi. Bunu yaparken zihin "oglana oglen ne pisireyim" diye kayip giderse kibarca zorlamadan geri cagirin dedi. Zihnin bu hallerine fransizca "l'esprit vagabonde" deniyor yani "serseri zihin" cuk oturuyor! An' a odaklandiginizda gecmisin acilari, hayal kirikliklari veya pismanliklari veya gelecegin endiseleri kayboluyor sadece duru, gercek, icinde bulundugumuz an kaliyor, yasiyoruz en onemli gostergesi nefes alip veriyoruz. Endise ve sikintidan nefes almaya ara verdigimiz an artik yasamiyoruz, bu anlarda hemen nefes alip vermeye odaklanmak endiseden uzaklastiriyor, bedenin hafizasi hatirliyor rahatligi:) Meditasyon yaparken vucudumuzu gozlemliyoruz bazen gidiklaniyor, bazen aciyor, bazen rahatlik balki zamanla baska seylerde duyumsarim. Hocanin dedigine gore acinin nedeni bedenin hafizasinda kalmis olmasiymis, gecmis, hucrelere islenmis meditasyonla acilarin yerine rahatlamayi, dinginligi kodlayacagiz herhalde, umarim:)

Oglusun okulunda tum cocuklari saglik taramasindan gecirdiler. Dun icin pediatre ile randevumuz vardi. Isitme testi, dil gelisimi uzerinde duruldu. Kelime hazinesi genis ancak bebek gibi konusmaya ve fransizcanin olmazsa olmazi genizden r'leri bir Turk gibi telaffuz ediyor oldugunu tespit etti, zaten biliyorduk genede icime sular serpildi.Puzzle'lari cabucak yapti, tek ayak ustunde ziplamayi dah once hic yapmamistik tutunarak yapti:) Geceleri bez kullanmaya devam ediyoruz ne zaman hazir olursa kendinizi zorlamayin dedi. Cok tatli bir kadindi, bayiliyorum boyle anne psikolojisinden anlayan en aptal sorulari bile ciddiyetle cevaplayan ve size deli gozuyle bakmayan:) Sonuc, hata yaptiginda francois duzeltecek ben turkceye yogunlasacagim.

Iki gundur kafaniza dusse acitacak buyuklukte dolu ve araliksiz yagmur yagiyor, bahceyi seyrediyoruz simdilik, halbuki sirada bordurleri bitirmek, agaclari budamaya devam, filizlenmis narin bitkilerimi ekmek var. Bahar buraya daha gec geliyor beklemedeyim!!!! Kapi onune cakiltaslarindan desen calismasi yapacagim taslarimin bir kismini plajdan topladim bir kismini kapanmak usere olan bir hint, endonezya mobilya magazasinda cok ucuza bulup aldim. Gunesi goremiyoruz bari gunes renginde makaronlar yapayim dedim.

Kayisili makaron Macarons à l'abricot
100 gr yumurta beyazi oda sicakliginda, 2-3 yumurta arasi
100 gr toz seker
100 gr pudra sekeri
100 gr badem tozu
arzuya gore turuncu gida boyasi

Ic dolgusu
200 gr kayisi ( kuru kayisi kullanilacaksa sekere gerek yok)
50 gr seker
vanilya tohumlari
birkac damla limon



1Yumurta beyazlari ile gida boyasini bir mikserle cirpin, kopuk katilasmaya baslayinca sekerini ekleyin, iyice kivam tutunca durun.
2-Pudra sekeri ve badem tozunu once mikserden gecirip iyice incelsin sonra eleyin. Bir onceki karisima ekleyin.
3-Makaronlari bir tatli kasigi yada krema sikma torbasiyla yagli kagit serilmis tepsi uzerine cok iri bozuk para buyuklugunde sikin. Oda isisnda bir saat bekletin ustu kabuk baglasin. Bu yonem firindan cikinca sonmesini engelliyor.
4-Kayisilari cekirdeklerini cikartip, limon, vanilya tohumlari ve sekerle kisik ateste 20-30 dk arasi pisirin. Sogusun.
5-140 dereceye isitilmis firinda makaronlari 10-12 dk pisirin. Firindan cikartip sogumaya birakin. Iki parca makaron alip arasina dolgu malzemesinde surup kapatin.

Meyveleri degistirip cesit yapabilirsiniz, framboise, cilek, mango yada incir, kullaniyorsaniz gida boyasi rengini degistirmeyi unutmayin.




41 yorum:

Hilalland dedi ki...

Bende orada olmak o derslere katılmak. o bahçede çay içme o oğlusu mıncıklamak istedim . benim serseri zihnim den geçen böle:) sevgiler

serpil dedi ki...

fotoğraflardaki dinginlik yazına da bulaşmış, ya da senin dinginliğin fotoğrafa da yazıya da karışmış.

NarincE dedi ki...

Hele benim zihnim öyle dağınık ki şu ara. Buralarda yeni eğitim modelleri uygulanmaya başlandı. Model güzel de tabandaki sınav maratonu devam ettiği için her şey allak bullak. Hedef bilgiye ulaşma, yorumlama, analiz ve sentez gücünü arttırmak. Bunu destekleyici ödevler veriliyor çocuklara, harika! Ancak bunların dışında dershane maratonu, sınavlar çocukları öyle yoruyor ki ödev yapmaya fırsat yok! Ödevler de biz velilere düşüyor. Bugünlerde bilim ve teknoloji başlığında bir okul dergisi hazırlıyorum, bilgisayar başında gözlerim yanıyor, sırtım ağrıyor. Bu bittiğinde bir de türkçe dersi için dergi çıkaracağım. Sonra da fen bilgisi için bir çevre mühendisi olup maket hazırlayıp, problem çözüm önerileri sunacağım. Oğlan 14 30 kadar okulda, çıkışta akşam 19 a kadar dershanede. Haftasonu yine dershanede. Ne zaman yapsın bu ödevleri? Arada yazılı ve performans ödevlerini saymıyorum bilem.
Sözün kısası, işler listesi uzayıp gidiyor, ben dağınık bir kafayla kısaltmaya çalışıyorum. Bloga, komşu ziyaretlerine vakit yok. Yemekler kolayından,uyku azından.
Sana kolay gele Beste'ciğim.

bilge ve annesi dedi ki...

Sevgili beste, aslında hepimizin böyle bir meditasyona ihtiyacı var. Bu arada Ankara' ya bahar gelmiş gibi yapıyor, zira bir bakıyorsun güneş, bir bakıyorsun yağmur... Düşünün artık ruh halimizi.Ama ağaçlar havaya inat çiçekli, salınarak duruyorlar... tarifiniz çok güzel gözüküyor, tam kızıma göre, hafta sonu deneyeceğim, sevgilerle...

nevin dedi ki...

ay Beste, oglusun buyudu be. Bu resimde hissettim, sonra biraz eski postalara baktimda, insan bi garip oluyor. Dunyanin bir ucunda, birbirini tanimayan insanlar, bir vesile ile tanisiyor, sonra fotograflarda buyuyor, yaslaniyor.. falan .. aman bi garip oldum valla. Bu resimde hissettim oglan buyudu :) tu..tu masallah .. sana iyi meditasyonlar, ogren de bize aktar enerjini, zaten yakinda sayende ucucaz insallah, o kadar guzel bi enerjin varki.. hep oyle olsun..

Mimosa Café+Design dedi ki...

Bestecim senin bahcede dogayla basbasa harika meditasyon yapilir. Bu hizla devam edersen cok yakinda astral tribal evreye geccen sen sanirim :) Meditasyon tecrubelerini okumak cok hosuma gitti. Devamini bekliyorum merakla. Opucukler.

Müge dedi ki...

Sevgili Beste, bugünkü mesajın sıkıcı dava dosyalarının arasında boğulduğum bir anda (evet, ben de avukatım!) ilaç gibi geldi :) İyi ki keşfetmişim blogunu! Oğlunun konuşmasını kafana takma, benim yeğenim Defne de 4.5 yaşında ve anaokulu öğretmeni "bebek gibi konuşuyor" diye yakınıyor. Eh küçücük çocuk bu, tabii ki bebek gibi konuşacak, büyük adam gibi mi konuşsun yani! :)

Selamlar,

Müge

Yelish dedi ki...

Beste
Allahtan seveni mi var yazilarinin ?
sevmek ne kelime , bayiliyoruz
Fotograflarina , yazilarina , tariflerine , bahcene
R'leri derin soyleyemeyen , kitap kurdu .Turk-Fransiz ortak yapimi minik adama ... :)

Tijen dedi ki...

Ben de istiyorum makaron...

Ashley dedi ki...

Makaron ! Beste abla bu ne hız yaa ? Süpersin yine :)

Calanon dedi ki...

Resimlerini, tariflerini, cicegini, bocegini, yazdiklarini, oglunu, seni seviyoruz.

Eskilerde soyle bir gezinirken oglunun eski bir fotografini gordum, agzinda iki emzikle, aha! bizim oglan, dedim icimden :)

minimalist dedi ki...

ilk foto ne kadar güzel; makaronlar da...

ruşen dedi ki...

bedensel belleklerimiz ve geçmiş acıların onlar aracılığı ile yineleniyor oluşuna karşın farkındalık meditasyonu adındaki bir panzehirin kullanılabileceği fikri insana nasıl da huzur veriyor... oysa bedensel belleğimizi yönlendiren beyinsel belleğimizin ta kendisi mi yoksa? etken ne olursa olsun, sonuçta insanın acılarından sıyrılabiliyor olması fikri çok hoş... gelişmeleri aktarmayı unutma bestecim... pek bi merak ettim çünkü. :)
bu arada; leo öyle içten gülüyor ya fotoda... gıdıklayasım geldi. :))) öpüyorum kocaman...:) doluyla sekteye uğrayan bahçe serüvenlerinin devamını da dört gözle bekliyorum...

Yelish dedi ki...

Fotograflar "her zamanki gibi " harika !
Orda dunyanin en sakin insnai olur cikar insan
Evdeki ilk gecenizin sabahinda kalkar kalkmaz ne yaptin ? Yuzunu yikayip bahceye cikmissindir hemen gibi geliyor bana :)

Su makaronlardan bende yapsam , blogunda gore gore cankes oldum,Yaban mersini ile olur mu dersin ?

Sevgiler

ZarpandiT dedi ki...

o an nefes alabilmek bile ne güzel diye düşündüğün oldu mu ? ben nefes verdiğimde tüm geçmişi gönderdiğimi geleceğin yükünüde attığımı hissediyrum..inançlı kişi anlık yaşar derler ya işte öyle olmalı aslında çok mu yükleniyoruz ne..

macaronlar eteklenmek zorunda değil ne güzel..Kayısı dolgusunda ki burda artık neredeyse kuruluktan iç havyarıda mı yok oldu die düşündüğüm vanilya tanelerinin görüntüsü ne güzel..

hımm bu arada vanilya kokusu ile frambuaz / mangoyu düşündüm offf kokusu yeter kokusu :)

Açalya dedi ki...

O meditasyon tam sana göreymiş o halde, işe yarayacağından eminim. Kaynağını biliyorsun sorununun, çözümü de bu meditasyon olur umarım.

Çokdilli çocukların sorunu geç konuşmak yada tekdilli akranlarından daha geri oluşları cümle kurma konusunda. Dilleri anlamalarında bir sorun yok, çok daha pratikler hatta bu konuda ama konuşmalarının azıcık geriden gelemsi normal. Bir iki yıla kalmaz arayı kapatacaklar, sonra da tutana aşk olsun bu bıcırları.
Sen de mi düzeltiyordun Fransızca'sını? Onunla Fransızca da mı konuşuyorsun? öyleyse hemen çok katı bir şekilde sadece Türkçe'ye dön derim. Onunla doğrudan konuşurken Fransızca'yı asla kullanma.Bunları zaten sen de biliyorsundur da, iş pratiğe gelince kolayına gidiyor olabilir, ne de olsa evde bir Fransızca konuşan daha var ve Fransızca konuşulan bir ülkedesiniz. Senin işin de zor ama eğer bu konuda katı olursan meyvelerini toplarsın (bak tam sana göre, mahsül almak hehe)

Macaron ha! ilk macaronumu 10 yaşımda yapmıştım, manyakmışım ben ta o zamanlardan işte...

Selen dedi ki...

Besteeee!! Biz konuşup duralım, sen ders almaya başlayarak balıklama dalmışsın olaya. Ben anlamam, nasılsa blog dallı budaklı, bu farkındalık meditasyonu konusunda detay isterim. Gelişmeleri merakla bekliyorum.

Açalya dedi ki...

bir de, macaronu yaparken hep aynı yöne çırpacaksın, daha fluffy oluyor ;o)

Damak Tadı dedi ki...

İlk fotoğrafına hayran kaldım,oğluna bittim doğrusu,makaronlarına ise bayıldım tatlı kadın..

ElfAna dedi ki...

Sen bahceden bahsettikce kosup da bi ucundan tutasim geliyor:))Islerin ufaklik acisindan da yolunda gitmesine sevindim:)Ben de bu hafta benim ufakligi kapip Fransiz Kultur' un kapisini caldik da haftada 2 gun 2 saat 500tl, biraz daha beklememe yol acti:( Halbuki o kadar hevesliydik ki:((

beste dedi ki...

Hilalland-Buyrun bekleriz:)

Serpil-Cok tesekkurler galiba herpsi bir paket:))

Narince-Cocuklarin odevini sen mi yapiyorsun buyrun burdan yakin, egitim sistemi ne zaman duzelecek acaba? Neyse sanada hareket olmus cok kolay gelsin, blog bekler merak etme:)

Bilge ve annesi-meditasyon yada onun yerine gecebilecek birseyde olur, kendimizi dinlemeye firsat yaratmak lazim:))leo bayiliyor makaronlara kizinizda sever umarim:)

nevin-Ilginc evet, cokda keyifli yeni degerli insanlar tanimak, sonra dost olmak hayat gibi:)

Mimosa-Super fikir dur ben bir deneyeyim:))

Muge-Gordum gordum ben calisirken hic blog/facebook flan vaktim olmazdi; halbuki keske biraz takilsaymisim o zaman bu kadar bikmazdim belki bu meslekten. Cok guzel denge kurmussun aman devam:))Simartiyorum oglumu bebek gibi konusmasi ondan problem ettigim yok sadece doktorun soylediklerini aktardim:))

Yelish-Canim ne guzel destek oluyorsun:) selamlar senin turk-hint-ingiliz ortak yapima:))

Tijen-Sen gel soz sana en guzellerini yapacagim:))

Ashley-Aslinda pek oyle hizli degilim yazinca oyle gozukuyor demekki:) sevgiler

Calanon-Cok tesekkurler cok duygulandim, emzik seviyordu arkadas :))

Minimalist-Aslinda isik cok iyi degil o fotografta ama gokkusagi harika:) cok tesekkurler

Rusen-Aynen fikir sahane:))

Yelish-hizini alamayip iki kere mi not biraktin hahaha, yap canim harika olur yaban mersiniyle:))

Zarpandit-Eteklenmiyorlar ama tadi nefis bosver sekil degil icerik onemli:))

Acalya-Bilim insani Acalya'nin meditasyon yaklasimi! Ay tabiki ben duzeltmiyorum fransizcasini abesle istigal, sadece uzerinde durmadigimiz bir konuydu, doktorun yonlendirmesi dogrultusunda hareket edecegiz. Evet arkadaslari olunca filan yada dedigin gibi kolayima gidince franszica konusuyordum simdi sadece turkce konusacagim evet,dovme ya:))Makaron icin, hadi be 1 nisan sakasi mi?

Selen-Valla cuk oturdu o kadar fazla cesit yok aslinda nihayetinde burasi kucuk yer! cagirdik geldi diyelim:))

Damaktadi-Cok tesekkurler ne guzel seyler soylemissin:))

Elfana-Oy oy ne pahaliymis. Fransa'ya tasinma sebeplerimden biriydi bu isler, burda kimse aman oglumu/kizimi ozel okula yazdirayim dil ogrensin diye paralanmiyor, devletin sorumlulugunda cocuklarin egitimi.Cok uzuldum kac yasinda ben yardimci olmaya calisayim istersen? Kitap filan yollayabilirim

nalan dedi ki...

o gökküşağını ben zihnimde görmeliyim, zira takıldım kaldım oraya. en kısa zamanda eski evin oradaki dalış okuluna başlamak lazım
ama dalışta roket gibi yukarı çıkmamak için omlet yapar gibi kolaylıkla yaptığın o tariflerden uzak mı durmalı ne ?

NarincE dedi ki...

Cık düzelmeyecek, her yıkl oynuyorlar. Yap-Boz!

beste dedi ki...

nalan-sakin benim gittigim yoldan gitme, seker kotudur, sagliksizdir, bir kere basladin mi birakamazsin:)dalis iyi fikir!

Yelish dedi ki...

iki yorum da ne , hizimi alamiyorum ucuncuye geldim :)
Bi bakiyim dedim bluberry macaron'a onay cikmis mi :)
renk renk yapasim ve Ilyastan kose bucak saklayasim var

Açalya dedi ki...

değil lan ne şakası, anlamam ben öyle 1 Nisan şakalarından...
Döverim valla hele bir Fransızca konuş!

Meral Erdoğan dedi ki...

bestecigim, o ilk kare ne kadar guzel oyle... bittim gercekten :)

ela selin dedi ki...

Meditasyon harika bir fikir, her tarakta bezi olan serseri zihinleri bir meditasyon paklar. Ben de hep baslayip baslayip yarim birakirim. Umarim bir gün... Haberdar et sendeki etkilerinden, ok?
Dil konusunda sen de biliyorsun telaslanmaya hic ama hic gerek yok. Ancak bir süre sonra fransiz aksaniyla Türkce konusursa sasirma. Bizim Kanadali, Ispanyol asilli, Avustralyali arkadaslarimizin (babalar Alman) cocuklarinin hepsinin Almancasi aksansiz ama anne dillerini Almanca aksaniyla konusuyorlar. Yasadigin ülkenin dili hakim oluyor maalesef. Bize düsen kendi dilimizde bol bol konusmak, kitap okumak ve yaz tatillerinde ülkemizde bolca zaman gecirmeye calismak.
Hepimize kolay gelsin.

beste dedi ki...

Yelish-yazik ver azicik cocuga ya, biliyorum seker kotu ama ben genede uzuluyorum azicik ha:)

Acalya-kizim o zamanlar makaronmu vardi acibadem kurabiyesi mi yoksa? 10 yas da iyiymis sende ne marifetler vardir:))

Meral-Iyilestin mi cok tesekkurler, gokkusagina kayitsiz kalmak zor ! tamda evin onundeydi cuk oturdu:)

elaselin-Yok telaslanmiyorum ama desteklemek lazimmis yoksa illaki konusur; hergun turkce fransizca kitaplar okuyoruz, kitapligi simdidne kocaman bir sikinti yasayacagimizi dusunmuyorum. Dedigin gibi turkiye'ye sik gitmek hatta belki burada turk arkadaslar bulmak lazim:)opucukler fistik kizlara:)

Meral Erdoğan dedi ki...

ilaclara basladim beste :) halsizlik devam etmekte... ama umutluyum, hepsi gececek.

Kayisili makaron denemek niyetindeyim... sans dile bana :)

cok sevgiler,

Meyvelitepe dedi ki...

Bayıldım şu "serseri zihin" tanımlamasına. Bir zamanlar ADHD'li anne babaların oluşturduğu bir derneğe üyeydim, çocukların zihinleri serseri, ana babaların aşağı kalır yanı yok, ama en iyi tarafı kimsenin kimseye kusur bulacak ne hali ne de niyeti vardı. Serseri zihnin hayat tarzı olduğu bir alem, pek mutluydum orada. Umarım meditasyonlar işe yarar, ama blogunda görüyoruz ki daldan dala atlamak da marifet ve büyük bir zenginlikmiş.
Not: Oğulcuğun ne güzel çıkmış fotoğrafta, bir de o üzerinde horoz oturan çan kalbimi çaldı:)

Açalya dedi ki...

kizim macaron yeni birsey mi? tarihi kimine gore 791`e, kimine gore 1533`e kadar gidiyor. Ben de yasli sayilirim, benim zamanimda elbette macaron vardi ne saniyorsun, koyluyuz dediysek o kadar da degil...demek ki neymis, milletin simdi yurudugu yollarda ben 10 yasimda yuruyormusum naber?! comezler siziii

Bu arada macaronu meringue ile karistirdim...beze yani...ben 10 yasimda beze yapmistim. Ama macaronu da herhalde o yaslarda yaptim yine, pek merakliydim, simdi o ilgiden eser kalmadi Beste`cigim. Macaronlu, meringue`li şaşalı gunlerim geride kaldi.

beste dedi ki...

Acalya -Kendisine cok bayilmama ragmen I.tatlises'in Urfa'da "oxford vardi biz mi gitmedik" lafi cuk oturuyor.1980'lerde Turkiye'de sanayagi bile bulunamiyordu, badem tozu nerden bulunsun hatta ben Istanbul'a kilo kilo badem tozu tasiyordum 2 sene onceye kadar orada yasarken:) Bildigimiz acibadem kurabiyesi bile findik tozu agirliklidir o yuzden inanmakta zorlandim yoksa senin buyudugun yere degil referansim hemde tam da icimde varligini bilmedigim bir koylu kesfetmisken:) Makaron bezenin badem tozu katilmis hali zaten. Fransa'da bile moda olmasi, cesitlenmesi son yillara denk geliyor o yuzden dediydim canim! Yoksa sen bulmussundur yapmissindir o yasta neden olmasin!

meyvelitepe-Bende bittim bu tanima:) Cok tesekkurler ovguleriniz icin, yinede bir konuda yogunlasmayi ogrenmekte fayda var. Oglus pek egleniyor kapi zilimizle tabi bizde:))

Açalya dedi ki...

badem tozu yapmaya ne var? koy kırık bademleri elektrikli kahve öğütücüsüne bak ne oluyor...kilolarca badem tozuna ihtiyacımız hiç olmadı, böyle beze, macaron neyin yaparken kahve öğütücüsü yetiyordu.
1980'lerde nasıl sanayağı bulunmuyordu ya? 1982'de, Danimarka kutu beyaz peyniri bile gelmişti bizim mahalle bakkalına da pek lezzetli galmişti bize o zamanlar, ki bilirsin vıcık bir beyaz peynirdir, yeni ve ithal ya, güzel geliyordu o zamanlar...
hee bi de köylüyüz dediysem, sürekli orda büyümedim bacım, ama zaman zaman yaşadım, bilirim, yaptım...köylü nasıl yaşar, ne yer içer, nasıl çalışır vs.

beste dedi ki...

kizim sen hangi ulkedeydin o zaman:) ihtilal oldu, sanayagi kuruklarinda bekledim saatlerce Istanbul'un gobeginde, belki koylerde durum daha iyiydi ne bilim. Badem kabuklarini nasil ayiriyordunuz suda beklet birer birer cikar of anam of. Azimle ugrasan tozunuda yapar makaronunuda iste:)Ben pek bilmem koyluleri napalim! cocukken bile ilkokulda herkes koyune giderdi bende uzulurdum bir koyum yok diye, sonunda buldum koyumu ama biraz uzaklarda:)

Açalya dedi ki...

alla allaaa anlamadin hala kizim, ne koyunden bahsediyon hala? taktin koye...yok oyle bisey, nada! ihtilal oldugunda Izmir`deydik bacim, koye sonra gittim ben 2 sene yasamaya, sonra gene sehir...kapiş? sanayağı kuyruğu falan hatırlamıyom ben, yurdum insanı bulmuştur sanayağı yerine başka birşey...eskiden sanayağı mı vardı? macaronu yapışım meringue'yi yapışımdan sonraya denk gelir...pfff

beste dedi ki...

acalya-valla koyden ilk bahseden sensin anacim:) ben nerden biliii senin nerde yasadigi ya allaallah! simdi gider arsivleri tarar bulurum sana sanayag kuruklarini, tasli, coplu ekmekleri, yoklugu yoksunlugu dur sunu is edineyim hafizanin kotu gunler kismi gitmis!

beste dedi ki...

alelacele bulduklarim ha birde ben seni politik bilirdim, sanayagi kuyrugu hatirlamamana inanamiyorum

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=15419&start=160

http://www.aksam.com.tr/2010/03/27/yazar/10178/aksam/yazi.html

http://www.egitimaileforum.com/forums/80li-yillarda-cocuk-olmak-t2736.html?s=464800d06b831cda103ecbd564b701b5&p=78035
sen google'a bir bak tazelemek icin ! yada bakma is nerelere geldi pes...

Açalya dedi ki...

ihtilal: been there done that :o)

Yelish dedi ki...

Besteee
gene ben ! Takildim su makaronlara :)
Simdi bir sey daha sormak istiyorum sana , biraz arastirma yaptim , kolay kolay tutmuyor mus bunlar , baya usta bloglar bile ugrasmislar , kac deneme yapmislar gozum korktu (senden usta olmasinlar )
soyle bir kac bilgi buldum
-yumurta beyazlarini 24-48 saat oda sicakliginda beklemeye birakmak buyuk fark yaratiyormus
-firinin kapagi tahta kasik yardimiyla aralik birakilirsa daha iyi sonuc aliniyormus

sen bunlari uyguladin mi hic ?

Merci :)

beste dedi ki...

Yelish-Sen kulak asma bu ustalik isine, yumurtalari oda sicakliginda olmasi yeter sufle, mereng yada makaron icin cunku yumurta beyazi ancak o zaman kati kopuk haline donusuyor. Bir suru farkli deneme var biliyorum, kimisi hic bekletmeden firina atip kapagi azicik acik tutuyor ben oyle tutturamadim cikinca sonduler:))ilk denmede tutturan cok merak etme yap sen soyle sonra yazarsin :))

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin