9.05.2011

Monet'nin Giverny'de ki evi ve muhtesem bahcesi ile mutfagindan bir tarif

10 gunluk Paris gezimizle Paskalya tatilini bitirdik. Kuculme hakkinda kitaplar okuyup benzer dusuncelerdeki insanlarla yazisinca dunya degisti gibi geliyordu ki Paris tum luksuyle oradaydi. Oglum artik 5 yasinda, 4 yasindan sonraki degisim inanilmaz onunla beraber zaman gecirmek artik cok daha keyifli. Paris bu sefer onun icin gezildi, anne iki makaron bir kahveye oradan oraya kosturdu:) Bilim muzesi, Keith Haring ve Playmobil park en sevdikleri oldu. Neyseki donuste Paris'e 1 saat uzakliktaki ne zamandir gitmek istedigim ozellikle bahar mevsiminde harika olacagini ve unlu susenleri gorebilecegimi dusunerek heyecanla Monet'nin Giverny'de ki evine gittik. Hayatimda gordugum en guzel bahceyi ancak bir ressam yapabilirdi. Ciceklerin renkleri, kokulari, zenginligi bas dondurucu orada oldugum icin o kadar mutlu oldum ki iki damla gozyasi hemen fiskirdi. Monet'nin evi kim oldugunu bilemseniz bile bir ressam evi olduguna kusku birakmiyor. Rengarenk ayni bahcesi ve kendisi gibi. Buyrun beraber gezelim.
Claude Monet


 Monet 43 yilini bu evde gecirmis. Bahcesiyle kendi ilgilenir ve saatler gecirerek ciceklerini incelermis. Bu incelemeler sonunda empresyonismin babasi unutulmaz eserlerini resmetmis. Unlu niluferleri icin sanal bu muzeyi gezebilirsiniz. Ressamin yasadigi zamana donemde cekilen ev fotograflari icin buraya tik tik.

Resimleri yaptigi calisma odasi

Uzanip kahvesini ictigi ingiliz tarzi koltugu

Minik calisma masasi

Yemek yemeyi ve davetler vermeyi , bahcesinde yetisenleri arkadaslariyla comertce paylasmayi severmis Monet
 Monet'nin ciddi bir Japon ahsap uzeri gravurleri koleksiyonu var. 46 tane Kitagawa Utamaro, 23 tane Katsushika Hokusai  ve 48 tane Utagawa Hiroshige . Hokusai'nin unlu Tsunamis'de vardi.
Mutfak kocamandi, eski tip kuzine ve ocak kac kisiye yemek pisirdi kimbilir.? Bakir tencereler oldugu gibi duruyor...



Bahce ressamin  ve 1947'de kizinin olumunden sonra bakimsiz kalsa da bir sure sonra yeniden canlandirilmis. Ressamin resimleri ve fotograflar bu konuda kaynak olmus. Bahcede mor, beyaz, pembe, fusya ve mavi cicekler agirlikli cicekler genellikle Normandiya bolgesinde yetisen yabani bitkiler ile harmanlanmis. Cok etkileyici renkler, kokular, harmoni, dogal bir kir bahcesi gorunumunde insan eliyle yapilmis sahane bir bahce, en sevdigim gibi...










Mor salkimlari Monet kendi dikmis.


mavi susenler


Lalelerle unutma beni cicekleri



bir tur sus sogani cicekleri



klematit







Daha fazla fotograf icin Dogakesif'i tiklayiniz.

Monet usulu Patlican dolma

1- Patlicanlari (4 adet) alacali soyun. Tuza bulayip bir saat bekletin. Tuzunu yikayip kurulayin. Patlicanlari una buladiktan sonra kizartin.
2-3 dis sarimsak ile 2 kucuk sogani iyice kiyin ve az zeytinyaginda kavurun. Atesten alip rendelenmis domatesle karistirin. Patlicanlarin icini disina zarar vermeden bosaltin ve hazirladiginiz icle karistirin. Karisimi patlicanlara doldurun. Uzerine galeta unu serpin ve zeytinyagi gezdirin. 15 dk kadar firinda uzeri kizarana kadar pisirin. Yanina kabuklari soyulmus ve pure yapilmis domatesle servis edin. Tarif  "Monet'nin Mutfaginin Defterleri adli "kitabin yazari Claire Joyes Toulgouat'a aittir. 

Bir de iyi haberim var 25 haziran'dan itibaren Istanbul'dayim. Simdi Istanbul'da yapilacaklar listesi hazirlanacak:)
2-

29.04.2011

Taze sogan pestolu pide, menekseli sirke ve Yayinevinden gelen ilginc teklif

Unutma beni cicekleri, mavi susen ve frenk sogani cicekleri ile dogal cicek duzenlemesi
Mavi bastankara kusu
Dunyanin en guzel bakan bocegi Hanneton (Melolonthinae)

baharda gul yapraklari cilali gibi duran kirmizimsi yaprakla,r klorofille kalici koyu yesil rengini almadan onceki hali.


 
deniz mevsimi basladi brrrr
 Yenilebilen cicekleri uzun suredir salata suslemelerinde, pilavlarda, tatlilarda, dolmalarda kullaniyorum. Her mevsime gore yenilebilmesi ihtimal cicekler var bu konuda daha aydinlatici bir yazi yazacagim. Simdilik mevsimi gecmeden menekselerden yararlanalim. Gecen sene likorunu yapmistim. Harika bir kokusu var bu yabani menekselerin ve golgede kolaylikla yetisiyorlar.
hercai menekse

kokulu yabani menekse
Menekseli sirke
bir avuc yesil kisimlari ayiklanmis menekse cicegi
bir su bardagi beyaz sirke
Sirke ile cicek tac yapraklarini bir kavanoza koyup rengini iyice salana kadar bekletin 2/4 gun arasi. Bir tulbent yardimiyla suzun ve sirke yerine salatalarda kullanin.

Birinci  gun sonu

ikinci gun sonu

ucuncu gun sonu ve sirkemiz hazir tac yapraklari tamamen beyaza donduler

Taze soganli, naneli pide
hamuru icin;
300 gr un
3 gr toz ekmek mayasi
2 yemek kasigi zeytinyagi
160 gr kasar peyniri yada parmesan
25 cl su
1 demet taze nane
pesto sosu icin;
3 taze sogan
yarim demet taze nane
1 dis sarimsak
tuz, karabiber
2 yemek kasigi zeytinyagi



1-25 cl suyu kaynatin. Taze naneleri incecik kiyin. Un, maya, rendelenmis peynir, zeytinyagi ile karistirip ustune kaynamis suyu dokup hamuru elinizle karin. Hamur ekmek hamuru gibi parlak ancak ekmek hamuruna nazaran daha civik olacaktir. Elinizi unlayip hamuru top haline getirin. Bir kenarda yarim saat beklesin.
2-Firini 210 C isitin.
3-Taze sogan, naneleri incecik kiyin. Sarimsagi zeytinyagi ile ezin ve tum malzemeyi karistirin.Tuzunu, biberini ekleyin.
4-Hamuru dorde bolun. Her parcayi elinizle inceltip pide seklini vererek firin kagidi serilmis tepsiye yerlestirin. Uzerine bir kasiktan biraz fazla pestoyu iyice yayin. Firina verin yaklasik 15 dk sonra kenarlari iyice kizarinca hari olacaktir. Yaninda soganli, naneli pesto ile servis yapin.  




Bir yayinevinin genel yayin yonetmeni benimle temasa gecerek cikartacaklari Paris Rehberi'nin yeme/icme bolumunu hairlamami istedi. Ne heyecan verici teklif degil mi? Ustelik benim fotograflarimi da kullanacaklar. Bir ufacik problem var ama telif hakki odenmeyecek, adimi ve blogumun kitapta yer almasi karsiliginda ucretsiz bu isi yapmami istediler. Bunca yildir yaptigim arastirmalar, aldigim okudugum kitaplar, yaptigim seyahat harcamalari vesair kulturel birikimimi blogda severek yayinlamamdan bu isi bedava yapabilecegim sonucunu cikardilar sanirim. Blog tutma ruhu bazilari tarafindan anlasilamiyor tam olarak. Hayir ben hayatini fotograf cekerek, yazilar yazarak kazananalara ve kendime olan saygimdan bu isi bedava yapmayacagim. Baska bir blog icin yaz deseler yada kazanc bir hayir amaciyla kullanilacak deseler hic problem yok. Onun disinda bedavaya duduk yok! Su an yayinlanan yemek kitaplarini yazanlarin bir kismi kendi kendini sponsoru olup, yemekleri yapip, fotograflari cektirip, telif hakkindan vazgecerek kitaplarini yayinlatiyormus ki bu durum dunyanin baska hic bir ulkesinde yok. Emege, kulture biraz saygi lutfen...

19.04.2011

Pina Bausch

"dance, dance otherwise we are lost." Pina Bausch

Fransa'ya geldigimden beri ilk defa bir kiz arkadasimla aksam sinemaya gittik. Ikimizde ayni filme gitmek istedik Wim Wenders'in arkadasi modern dansci ve koreagraf Pina Bausch icin yaptigi yari belgesel film. Film uc boyutluydu. Filmde tiyatro perdesi acilirken sanki yuzume degdi. Cizgifilm harici ilke defa bir filmi 3D seyretim harikaydi. Ne kadar guzel oldugunu anlatamam nefesimizi tutarak izledik.  Pina Bausch buyuk dunya sehirlerinden etkilenerek koreagrafiler tasarlamis Istanbul icin yaptiginin adi Nefes. Film beni bir cok acidan cok etkiledi. Ilk cumlelerinden biri Pina'nin ki aslinda filmde cok fazla konusma yok 15 cumleyi gecmez herhalde. "Dansi her zaman yorumlayamazsiniz. Kelimeler ve cumleleri yorumlarsiniz dedi." Ayni dili konustugumuz insanlarla bile anlatmaya calistigimizi karsimizdakinin tam olarak anladigindan ne kadar emin olabiliriz? Olamayiz ortak tarih, kisisel tarih bir suru kavram ucusur durur arada artik ne anlarsak kardayiz. Pina'ya donersek danscilari alman, fransiz, italyan, ispanyol, rus, cinli,  ingiliz, brezilyali filmde danslarini ettikten sonra kendi dillerinde Pina ile ilgili bir cumle bazen bir kelime soyleyip  bazen sadece bakiyorlar. Bu kadar farkli dilin ve iletisimin ortak tek noktasi dans. Bu cok dillilik ve iletisim cok carpici.  Pina'nin dansi kayar gibi danscilarida oyle. Muhtesem bir butunluk kimi zaman komik kimi zaman huzunlu kadin ve erkek hep bir arada ve siddet var. Klasik baledeki aci dolu antremanlar, nispeten erken yasta emekliye ayrilan danscilar, yas siniri, boy farki ayrimi yok Pina'nin dansinda. Farkli tip ve milletten dansci vardi. Bir ara birinin Turk olduguna bile inaniyorduk nerdeyse Almanya'da 2 milyon Turk oldugunu dusununce umut iste. Dans edilen mekanlar orman, kavsaklar, yollarin arasindaki bitki tarhlari ve basasagi gibi giden tramway idi. Pina dogayi koreagrafilerinde kullanmayi seviyor toprak, yagmur, su, orman ve dans eden bedenler. Cok ilginc ve heyecan vericiydi. Istanbul festivaline geldiginde bilet alip sonra gidememis bu efsanevi dansciyi kacirmistim cok yazik olmus. Yonetmen Wim Wenders'in da hakkini verelim cok guzel belgesel film yapmis. Milyon dolarlik otel filminin yonetmenidir ayrica cok sevdigim ilk cumlesi soyledir filmin genc adam otelin catisindan asagi atladiktan sonra soyle der " after I jumped it occurred to me, life is perfect, life is the best. It's full of magic, beauty, opportunity and surprises, lots of surprises"...

http://www.pina-film.de/en/
film icin burayi  tiklayiniz.

Ben 26 yasimda ilk defa Amerika'da San Diego'da gittigim bir salsa klubunde ilk dansimi yaptim. Mecbur kaldim cunku benim disimda herkes dans ediyordu. Harika bir duyguydu bir daha da hicbir dans etme firsatini kacirmadim. Dikkat ettiniz mi Turkiye'de insanlar eglence yerlerinde dans etmez. Normandiya'da rock ve yerel dans karisimi bir hizli cift dans sekli var. Burada partiler yemek sonrasi dansla devam eder kulturel bir rituel. Turkiye'den beni ziyarete gelen arkadasim partide oturan tek kisi olarak kalinca oda mecburen kalkti ve 20 senedir dans etmemistim dedi. Sanirim yeni nesil kendini vucuduyla ifade etme konusunda daha rahat ve dans etmekten cekinmiyor. Benim donem Turkiye entellektuellerinin varolussal sorunu dans edememe. Pina'yi seyrederken ruhunuz dans edecek ama soz mutlaka seyredin. Tesekkurler G.

18.04.2011

Laleler ve Leziz dergisinde yayinlanan ayva lokumu ve krep hakkindaki eski yazim

 Yillar once Amerika'da dugun cicegi tarlalarini ziyaret etmistim renk cumbusu cok carpiciydi. Okul'a giderken ana yolun kenarinda lale tarlasina rastladik. Kanser hastalarina yardim icin yilda 4 milyon lale satan bir organizasyon. Laleri gorunce niye bu kadar basarili olduklarini anliyorsunuz o kadar guzeller ki.


Yesilcam filmi tadinda oldu :)


Buda Hollanda'dan gelen lalem o acinca sanirim arkadasimin bebegide dogacak:)


 
Bunlar favorim baska bir yuzyildan gibiler...


Bu yazi kasim 2010 sayisinda yer almisti son sayi oldu dergi kapandi daha once bahsetmistim aslinda ancak yaziyi koymamistim. Buyrunuz yazim.

Bu tarif daha once blogumda yayinlanmisti burada tik tik:)

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin