21.03.2011

21 Mart ilkbahar baslangici, Caen'da pembe bahar yagmuru

dicentra Mari'nin kalbi

yaz mujdecisi



pembe cicek yagmuru ne guzel ancak carsamba radyasyon yagmuru gelecekmis kafami dogaya gomuyorum...Ben bu yaziyi yazdiktan sonra Tijen'i ziyaret ettim ki ne goreyim, Tijen harika bir yazi yazmis icinizi ferahlatmak icin tik tik.


















Her ay vitrin degistiren kitapci gecen ay kalpti tema bu ay isyan! sanirim bugunlerdeki duygularimi ifade etmek icin uygun

17 yorum:

Buket dedi ki...

Beste olamaz ,sizin oralara ne çabuk bahar gelmiş.bizim hala puslu ve gri buralar..

Tijen dedi ki...

Ben de Buket gibi şaşırdım. Antalya'da bile daha yeni patlıyor baharlar. Hele o pespembe Japon kiraz ağaçlarına (doğru tanımış mıyım öyle görünüyorlar) çok şaşırdım. New York'taki botanik bahçesinde Nisan ortasından önce bu kadar pespembe olmuyorlar... Sevgiler sizin oralara Beste, özlemişim yazılarını!

neval dedi ki...

radyasyon ? japonyadaki ?

beste dedi ki...

Buket-Evet geldi caktirmadan:) darisi bir an once basiniza

Tijen-Evet onlar sakura Japon kiraz agaci ama o kadar uzuluyorum ki yasadiklarina adini bile anamadim. Bir arkadasimin babasi kanserdi doktor ne kadar omru kaldi sorusuna sakura'lari goremeyecek demis, o zarif insanlar simdi neye maruz kaldilar! Buranin erkenciligi gulf stream'den sanirim havayi ve iklimi yumusatiyor.

Neval-Evet Japonya'dan kalkan radyasyon bulutu Amerika uzerinden carsamba gunu Fransa'ya tesrif edecek kendim icin degil oglum icin uzuluyorum herkes gibi bizde yasayacagiz yapacak bir sey yok.

Leylak Dalı dedi ki...

Sevgili Beste, içimi açtın inan. Ankara'nın gri kışından öyle bıktım ki, sanırım Antalya'yı, evimi de özledim sayfanda baharı görünce gözüm gönlüm şenlendi. Evet Japonya'nın yaşadıkları çok trajik, çevreye verdiği zararlar da. Doğa insanoğlundan intikamını kötü alıyor. Yapacak birşey olmayınca elle gelen düğün bayram demekten başka birşey gelmiyor elden. Zaten bu kadercilik değil mi bizi bu hale getiren:(
Herşeye rağmen baharın gelişi güzel, umutları canlı tutmak lazım. Selam ve sevgilerle...

Nihan SARI dedi ki...

radyasyon için etkisi 300 sene sürecek diyorlar.çok kızgınım,küplerin üzerindeyim.fotoğraflar için teşekkürler ve sevgiler Bestecim. umarım derslerin iyi gidiyordur.

Müge dedi ki...

Sevgili Beste,

Çok sağol, bu güzel fotoğraflarınla içimizi açtın, İstanbul’a leylekler, ebabiller, kırlangıçlar geldi ama henüz güneşli bahar günleri gelmedi.

Nüfus artışını azaltmak zorundayız. Elektrik tüketimimizi azaltmak zorundayız. Yaşam stilimizi değiştirmek zorundayız. Oysa, Türkiye için konuşuyorum, nüfus her yıl ortalama 1 milyon kişi çoğalıyor, ben de dahil olmak üzere insanlarımız şehirlerde olsun kasabalarda olsun elektrik enerjisine bağımlı akıllı evlerde-işyerlerinde konforlu bir biçimde yaşamak-çalışmak istiyor, gerek evsel gerek sanayi elektrik tüketimimiz bütün istatistiklere göre günden güne artıyor. Farkına varmadan o kadar da kaprisli olduk ki, en ufak elektrik kesintisinde yaygarayı koparıyoruz. Fakat halihazırda Türkiye 1998’de olduğu gibi bir elektrik darboğazına sürükleniyor, kaynaklarımız ihtiyacımızı karşılamıyor, son dönemde ardarda gelen elektrik zamları da tüketimi biraz olsun frenlemeye yönelik aslında ama ben de dahil olmak üzere toplum yapılan zamlar nedeniyle hükümeti eleştirmekle yetindik. Türkiye’nin giderek büyüyen elektrik ihtiyacını karşılamak için çareler üretmek gerekiyor. Bizim hükümet de HES’lere ve nükleer santrallere sarılıyor. Japonya felaketine kadar nükleere sesimiz çıkmıyordu. Şimdi ise nükleere hayır diyoruz, HES’lere hayır diyoruz fakat hayat tarzımızı değiştirmemekte, elektrik tüketimimizi azaltmamakta da direniyoruz. Bütün bunları hükümetin HES ve nükleer santral projelerine destek vermek adına yazmıyorum, tam aksine bu projelere karşıyım, fakat kendimden başlamak üzere toplum olarak da hayat tarzımızda yapmamız gereken değişiklikler olduğunu düşünüyorum.

Diğer taraftan, aslına bakarsan Fransa’da da durum pek farklı değil. Hem de –sanayinin büyüklüğü nedeniyle- Türkiye’den 3 kat fazla elektrik enerjisi tüketiliyor. Gerek evlerde gerek sanayide kullanılan elektriğin %78.8’i ise nükleer santrallerden elde ediliyor. Japonya felaketinin ardından Fransa’da da nükleeri sorgulayan sesler yükseldi ama %78.8 gerçeği hatırlatılınca nükleer karşıtı rüzgar hafifledi çünkü %78.8’in ne ile ikame edileceği sorusunun tatmin edici bir yanıtı yok, Kuzey Afrika’da gerçekleştirilecek DESERTEC projesi bölgenin siyasi istikrara kavuşmasına bağlı ve bu proje gerçekleşse bile Avrupa’nın elektrik ihtiyacının sadece %15’ini karşılayabilecek. Sizin şansınız Fransa’nın deprem ülkesi olmaması, Fransız nükleer santral çalışanlarının daha dikkatli, tedbirli olması, bu nedenle nükleer kaza riskinin daha düşük gözükmesi.

Velhasıl, insanlık olarak elektriğe bağımlı yaşam tarzımızı değiştirmedikçe ve nüfus artışı bu hızla devam ettikçe dünyayı yok etmeye devam edeceğiz :(

Selamlar, sevgiler,

p.s. Halihazırda Bulgaristan, İsrail, Azerbaycan, Şili ve Endonezya'da da nükleer santraller inşa edildiğini biliyor muydun, Japonya krizinin ardından ben yeni öğrendim. 7.0 şiddetinde depremlerin, tsunamilerin yaşandığı 240 milyon nüfuslu Endonezya da elektrik ihtiyacını karşılamak adına nükleere geçiş yapıyormuş! İnsan 2012 gerçekten dünyanın sonu olacak diye düşünmekten kendini alıkoyamıyor.

betul dedi ki...

size bahar erken gelmis.

Adsız dedi ki...

OHH BEE!!! ne guzel fotograflar bunlar boyle.21 mart itibariyle buralara da bahar geldi,yani yagmur yagmiyor en azindan 2 gundur,gunes var isitmasa da isigi yeter.
kitapcinin temali vitrin hazirlamasini cok begendim,cok ilginc fikir hakikaten.
sevgiler
Deniz(genova)

b. dedi ki...

Fotograflar birbirinden guzel, buralarda da bahar var boyle. Sehir daha guzel gozukmeye basladi gozume.
Bu kadar felaketin arasinda bahar iyi geliyor, biraz da olsa...

serpil dedi ki...

Sizin oralar çoşmuş Beste'ciğim. şahane fotoğraflar.

bilge ve annesi dedi ki...

Sevgili Beste; ne iyi geldi bu fotoğraflar, buralarda hala tık yok, ne çiçek ne böcek. Bahar hasretiyle bakıp duruyorum fotoğraflara, sevgilerle

Gulcin dedi ki...

Icim acildi harika fotograflar. Tesekkurler Beste.

Bizim buralara da geldi bahar ne gezmeye ne fotograf cekmeye doyum olmuyor bu ara harika hep boyle kalsa.

Ama bir yandan biliyoruz bu erken bahar da iklim degisiminin etkisi aynen o cok soguk gecen kislar gibi. Muge'nin yorumu ne guzel anlatmis her seyi hayat tarzimizi ozellikle tuketime olan bu duskunlugumuzu azaltmak gerekiyor ama biz sikayet ediyoruz sikayet ediyoruz sikayet ediyoruz...

Umarim dunyanin her yerine baharla birlikte guzellikler gelsin.

tekrar tesekkurler bu guzel fotograflar icin.

Papatya dedi ki...

Pembe bahar çiçekleri sanki insanın yüreğinin içinde açıyor değil mi?
Herşeye rağmen hayat her bahar güzel, geride kalanlar için... üzülmeye değmez.

Adsız dedi ki...

Bestecim,
bize bahar gelmedi henüz. Ağaçlar güneşi göremediği için cılız cılız bir iki tane çiçek var üzerlerinde okadar.
Zaten memleketin üzerindeki gri bulutlar iyicene yoğunlaştı bakalım neler olacak.
"Bahar kuşlar gibi geldin kondun dalıma ....nımm nımm.." şarkısını söyleyebilecekmiyiz. (sözlerini dfeğiştirerek tabiki...:-)
sevgiler
arzu

minimalist dedi ki...

harika kareler; ne güzel çekmişsin içimizi açtın...

Adsız dedi ki...

Ne çok özledim bloğunu fotoğraflarını ve Leo'yu Beste'cim :( Evdeki pc den giremiyorum,okuldan giremiyorum şimdi misafirliğe gelen arkadaşın pc sinden girdim ve direk sana uğradım..Kocaman sevgiler ,öpüyoruz sizi
Red riding hood & Ashley

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin