Fransız bölgesel ürünler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransız bölgesel ürünler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.09.2012

Pays Basque Bask bolgesi ve Espelette kirmizi biberleri

Fransa'nin Bask bolgesi herhalde Korsika'dan sonra kendileriyle en cok gurur duyan bolgesi. Pirene daglari ve Gaskonya korfezi  ile cevrili bu bolge Fransa ve  Ispanya sinirlari icinde kaliyor. Ayrilikci Bask'lar kulturlerine sahip cikip her cumlede bizim bolge en guzeli herkes bizi gormeye geliyor diye kibirleniyorlar. Ispanya bask bolgesi ozerklige sahip ancak Fransa tarafi icin simdilik boyle bir durum sozkonusu degil. Gururlandiklari kadar var Fransa'nin en guzel bolgelerinden. Yemyesil bir bolge, baglar gozkamastiriyor, beyaza boyali kirmizi pencereli evleri ile gercekten cok hos. Ayni Brotonlar gibi tabelalarda once kendi dilleri Euskara sonra Fransizca yer aliyor. Bask dili ispanyolcadan da farkli etnik bir dil. Amerika,  Arjantin ve Sili'de yasayan genis bir Bask toplulugu da var.
Sare sarkit dikit magaralari
Sare magarasi IO 35 000-10 000 yillari arasindan ilk insanlara ev sahipligi yapmis. Daha sonraki yillarda ozellikle savas zamanlarinda yaralilarin sigindigi yer olarak kullanilmis. Bask kulturunde onemli bir yere sahip cunku Ispanya icsavasindan kacan bugun Bask'lilarin babasi olarak anilan  etnolog Brandiaran 15 yil suren,  Bask bolgesinin gecmisine isik tutan arastirmalarini burada yapmis.
zaman gecislerini nerdeyse gorduk

cikisi gormek rahatlatici
Magara cikisinda megalitler vardi.  Neolitik cagdan kalma bu taslar olulerin yakilmasinda kullaniliyormus. IO 2400 yillarindan kalma olusumlar.

Bask bolgesinde yerlesim cokeski  palaotik caga kadar dayaniyor. Kelt  mezarlari silindir biciminde duzenlenmis son derece ilginc mezarlar.



Bask gastronomisi Ispanyol etkisiyle domates, biber, sarimsak, zeytinyagini mutfagina almis. Balik urunleri yaninda domuz ve kuzu da bolca tuketiliyor. Domuz deyince Fransa'nin en iyi jambonlari Bayonne bolgesinde yapiliyor. Peynirleri koyun sutunden elde ediliyor. Petit basque en sevdigim sert peynirlerden ancak sadece uc peynir AOC alabilmis; onlarda cig sutten yapilan 2012'de dunyanin en iyi peyniri secilen Ossau-iraty ile Roncal ve Idiazabal. 16 cesit bitki, ceviz, armanyak ve erikle yapilan Izarra likoru ile yabani çakal erikten yapilan Patxaran likoru bolgenin onemli uretimlerinden. Patxaran likorunu ben daha once yapmistim tarifi burada.


Bolgenin evleri asimetrik çatilari ve kirmizi pencereleri ile cok degisik.  Bu bolgenin Espelette adi verilen kirmizi biberi cok meshur. Bu biberi kurutmak icin zincirler halinde pencerelere asarlarmis eskinden, kirmizi pencere gelenegi oradan geliyor. Halen bazi evlerin pencerelerinde  biber celenklerine rastlamak mumkun.
Bask bolgesinin meshurlarindan tatli minik Espelette kirmizi biberi. Scoville olceginde 4 olcusunde aci biber diye geciyor ancak acisi karabiber degerinde! bizi kesmiyor tabi!!guneste kurutuldugundan cok guzel bir tadi var.  Aci biber yazim icin buraya. Diger unlusu Bask pastasi" gateau basque" onun hikayesi ve tarifi gelecek postta...

8.11.2010

Paris Çikolata Fuarı 2010 ya da cennet mi demeliydim?

Bir fuar düşünün kapısı rock konseri gibi insan kaynıyor, uzun kuyruklarda içeriden gelen çikolata kokusuyla başınız dönüyor. Heyecan, kokuyla birlikte artıyor ve içerdesiniz. Her yer çikolata bloklari ile dolu, dünyanin en önemli çikolata şefleri birada ve çikolataları orada sizi bekliyor. Stantların önü kalabalık, kibar Fransız'lar iş çikolataya gelince topluiğne büyüklüğündeki ikramları tatmak için itişip kakışıyorlar ve ilk defa kimse birbirine pardon filan demiyor. Bakışlar sabitlenmiş, kulaklar uğulduyor gözler başka bir şey görmüyor. Çikolalatar. Paris'te 16 yıldan  beri çikolata fuarı düzenleniyor. Çikolata dünyaya Aztek ve Maya'ların armağanı olsa da bugün en çok Afrika'da (yüzde 39 ile Fildişi Cumhuriyeti, 19 ile Gana) Endonezya (yuzde 13 ne şanslısın Selen :) da üretiliyor. Çikolatayı işleme konusunda İsviçre, Fransa hatırı sayılır bir yerdeler. Fuar en iyi Fransiz çikolata şefleri ağırlıklı isede  Belcika'lı ve Japon seflerde vardı. Paris'i bu sefer çikolata kokusu sarmıştı.
                      

Giristeki kocaman çikolata ayiıcık iştah kabartsa da dikkat yenmez yazıyordu geçtik. Büyük Fransız şefler Valrhona çikolatası kullanıyorlar, bu çikolatanın rengi kızıl kahve, benzersiz tadından bahsetmiyorum bile. Her birin ayrı bir efsane olan  Bocuse, Ducasse, Hevin, Michalak, Pic, Robuchon Valrhona cikolatasi kullaniyor, Dollayou, Maison du chocolat cikolatalarini Valrhona'dan temin ediyor.
Ortadaki yeşil kavanoz şamfıstık ezmesi gözlerim nemleniyor mutluluktan. Türkiye'de şamfıstık ezmesi üretiliyormuş, henüz tanışmadık kendisiyle. Büyük taneli pastacılıkta kullanılan iri şekerler poşetlenmiş, bu stant daha çok süsleme malzemelerinden oluşuyordu. Bi sonraki reyon vanilya çubuklarına ayrılmıştı.

                 

Lindt seffaf bir mutfak kurmustu, dileyen atolyelere katilabiliyor yada disardan seyredebiliyordunuz ama yanasmak ne mumkun. Sagdaki fotograf yine cok onemli bir cikolata isleme ustasinin stanti, cikolata tohumlari Madagaskar, Brezilya ve dunyanin diger yerlerinden gelmis islenmeyi bekliyor. Michel Cluizel cikolatayi soya lesitini kullanmadan gercek kako yagiyla isleyen icine baska madde katmayan bir ustalarin ustasi.

dikkat yenmez!
Fur süresince, hergün saat 5'te çikolatadan hazırlanmış giysilerle defile düzenleniyordu. Defile fuar alanının ortasında yer alan platformda yapıldı ancak kalabalıktan birşey görmek mümkün değildi. Leonardo babasının omuzlarında guzelce seyretti. Elbiseler defile öncesinde sergilendiğinden fotoğraflamak mümkün oldu. Sizde benim gibi harcanan çikolataya üzülüyorsanız grçk bir obur olup yalnız değilsiniz...

                   
Çikolata butiklerinin sponsorlugu ile tasarımcılar çikolata kullanarak elbiseleri dizayn etmişler.

                    


                    

Fuarda önceden bildiğim çikolata şefleri olduğu gibi yeni kesiflerimde oldu. Joel Patouillard, MOF sahibi bu şef mavi, kırmızı çizgili özel gömleğiyle bizzat standdaydı. MOF(Meilleur Ouvrier de France) Fransa'nin çeşitli kategorilerde en iyi ustalarına  yapılan yarışmayı kazananlara verilen son derece prestijli bir ünvan ve sadece onlar yakaları  mavi, kırmızı çizgili önlük takmayı hakediyor.

Patouillard'in ıtırlı, balkabaklı ve değişik parfümlü çikolataları ayrı bir yazıyı hakediyor şimdilik fotoğraflarına bakalım.

Yine bir MOF, Bruno Cordier'den makaronlar;
Çocukluğumuzun horoz şekerleri ve guimauve'lar(ingilizce marshmallow, Türkçesi puf? hani Eti pufun içindeki pufun değişik aromalı halleri)
Aşk pardon çikolata çesmesi;
Makaronlar, makaronlar...

Eteğe benzeyen makaron sunumundan sonra etekli bir İskoçyalı: )

Bir diiğer keşfim 2007 ve 2009 en iyi çikolatacı ödülünü ve kalbimi tamamen kazanan Jacques Bockel.
Babil kulesi değişik çikolatalarla yapılmış pralin kuleleri. Pralinlerin bazıları taş değirmende ezilmiş bademle yapılmıştı, sonuç iri dokulu, yağını tamamen tutmuş ölümcül zevk kareleri.


Nuga, Güney Fransa'ya özgü bir tatlı, öyle kalabalıktı ki ki almak mümkün olmadı.
                    
Chapon Çikolata Butiği'nin yeni keşfi çikolata mus barı, dondurma külahlarında arzuya göre Madagaskar, Ekvator yada Brezilya çikolatasıyla yapılmış mus satın alabiliyorsunuz. Tadı mı? Ölümcül.
Daha önce Japon çikolata şefi Sadaharu Aoki'yi yazmıştım. Bu sempatik hatta seyredenlerden birine göre Jackie Chan'a benzeyen usta bize beyaz çikolatalı ve Matcha'li makaron yaptı. Seyircilerden biri yumurta beyazlarını elle kolu tutulana kadar çırptı. O sırada şef kremayı ısıttı, içine beyaz çikolataları atıp hızla karıştırıp eritti ve (Yesil çay tozu) Macha ile karıştırdı. Köpükten top haline gelmiş yumurta beyazını dairesel hareketlerle bu karışıma yedirdi. Krema külahına koyup birer birer minicik sıkark şekil verdi ve fırına attı. Bu sene Japon çikolata şeflerine adanmıştı.

Bir rüya daha burada bitti, gökten düşmüş üç elma biri size, biri bana, biri de yüzyıllardır bilgi ve görgülerini yeni kuşaklara aktaran ustalara.

Yeliz'in annesi disinda kimseden ses cikmadi Leziz dergisiyle ilgili begenmediniz mi yoksa?

6.09.2010

Seda'yla Chablis (şabli) kasabasi'nda Chablis şarabı

Bir seneden fazla süredir beklediğim Seda ile beraber Burgonya tatilimizi sonunda gerçekleştirebildik. Seda'cığımı karşıladıktan sonra Paris'te bir kaç gün kaldık ve 2 saat uzaklıktaki Burgonya bölgesine yola çıktık. François'nın arkadaşları Annay Sur Serein'de yaşıyorlar her sene olduğu gibi yine onlarda kaldık. Hepsinden biraz bahsedeceğim.  Leonardo aynı yaştaki arkadaşı Nathan ve babaları Dinazor parkina gitmek isteyince Seda'nin ağlamaklı bakışlarıyla karşılaştım. 2 çocuk ve plastik dinazorlar parkı varken  kim bölgeyi gezip, şarap tadımı yapmak ister halbuki. Hemen duruma el koyup biz Chablis'ye gidiyoruz, siz dinazor parkina deyince, Seda bu sefer sevinçten ağladı. 
Chablis çiçeklerle süslenmiş bizi bekliyordu. Galya'lılar zamannda (800 ler civarı) ilk bağların yer aldığı bu kasaba ve civarı, dünyaca ünlü Chablis şarabının üretildiği bölge. Bu kadar ününe ve dünyanın her yerinde satılmasına rağmen 1957 ve 1961 de iki geç gelen don şarap bağlarını perişan etmiş ve üretim azalmiş. Dona karşı yeni teknikler ile durum biraz toparlanmış. Çok eski şarap geçmişi olan halen cazibesini koruyan bir kasaba.

Chablis beyaz şarapları  4 çeşit olarak AOC sertifikasıyla üretiliyor: Hepsi yuzde yuz Chardonnay (Şardone) uzumunden. 1-Chablis Grand Cru- Sadece yedi parselde üretilen kadife içimli altın renginde bu şarabı biz ölümlülerin bulması çok zor. Bağların önümüzdeki on yıllık rekoltesi sahiplerine şimdiden satılmış bile. Sadık alıcılar ölürse, bekleme listesi var.
2-Chablis Premier Cru-Toplam 40 bağdan geliyor tüm üretim: İpek içimli gümüş şaraplar. Nispeten pahalıca olmasına rağmen en azından bulup alabilirsiniz.
3-Chablis-2700 hektar üzerinde üretilen zevkle içtiğimiz bol mineralli, çiçekli, meyveli zamanla tadı artan güzelim Chablisler
4-Petit Chablis-Yıllanmaya uygun olmayan çabuk tüketilen turunçgiller tadında, çiçek aromalı dinamik bir şarap.




Kasaba çok sevimli ve otantik, tüm Burgonya'nın ortasından Serein nehri geçiyor.


O kadar yoldan geldik susuzluğumuzu gidermek lazım. Kasaba meydanındaki bu Kafe'ye oturduk.

Bir premier Cru ısmarladık, fotoğraflarını çekip gözyaşlarıyla yudumladık. Bu gözyaşlarını anlamayabilirsiniz ama içinde o kadar çok şey saklı ki. Uzun güzel bir dostluk, özlem, kavuşma, sohbet etmenin zevki, beraber geçtiğimiz her anını paylaştığımız hayat, ortak arkadaşlar, sevgililer, hayal kırıklıkları, sevinçler ama bir türlü birbirimize ifade edemediğimiz, ima ettiğimiz anda bile bizi ağlatan ayrılık, mutluluk, Chablis, beraber çıkılan yolculuk daha neler neler....



Bu kadar güzel şarabın yanına güzel yiyecekler lazım. Bölge zaten gastronomik anlamda ciddi bir mutfağa sahip. Burada bir çeşit kokoreç diyeceğim Chablis şaraplı "andouille" yapılıyor.



Bol ödüllü, bes A'lı maydanoz, sarımsak ve çeşitli baharatlala sarılan bağırsak şarapla pişiriliyor.


Thelma ve Louise günümüz bitti. Kötüniyetlilere!!!hayır Brad Pitt'e rastlamadık onun yerine Chablis bizi hem çok mutlu etti hemde soyup soğana çevirmedi :)  

Akşam için Türk yemeği sözü vermiştik, eve dönüp Chablis'lerimize eşlik edecek güzel mezeler (yoğurtlu havuç kavurma, mücver, kozde patlican ve çoban salatası) ve karnıyarık hazırladık. Yolculuga devam



LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin