Bir fuar düşünün kapısı rock konseri gibi insan kaynıyor, uzun kuyruklarda içeriden gelen çikolata kokusuyla başınız dönüyor. Heyecan, kokuyla birlikte artıyor ve içerdesiniz. Her yer çikolata bloklari ile dolu, dünyanin en önemli çikolata şefleri birada ve çikolataları orada sizi bekliyor. Stantların önü kalabalık, kibar Fransız'lar iş çikolataya gelince topluiğne büyüklüğündeki ikramları tatmak için itişip kakışıyorlar ve ilk defa kimse birbirine pardon filan demiyor. Bakışlar sabitlenmiş, kulaklar uğulduyor gözler başka bir şey görmüyor. Çikolalatar. Paris'te 16 yıldan beri çikolata fuarı düzenleniyor. Çikolata dünyaya Aztek ve Maya'ların armağanı olsa da bugün en çok Afrika'da (yüzde 39 ile Fildişi Cumhuriyeti, 19 ile Gana) Endonezya (yuzde 13 ne şanslısın Selen :) da üretiliyor. Çikolatayı işleme konusunda İsviçre, Fransa hatırı sayılır bir yerdeler. Fuar en iyi Fransiz çikolata şefleri ağırlıklı isede Belcika'lı ve Japon seflerde vardı. Paris'i bu sefer çikolata kokusu sarmıştı.

Giristeki kocaman çikolata ayiıcık iştah kabartsa da dikkat yenmez yazıyordu geçtik. Büyük Fransız şefler Valrhona çikolatası kullanıyorlar, bu çikolatanın rengi kızıl kahve, benzersiz tadından bahsetmiyorum bile. Her birin ayrı bir efsane olan Bocuse, Ducasse, Hevin, Michalak, Pic, Robuchon Valrhona cikolatasi kullaniyor, Dollayou, Maison du chocolat cikolatalarini Valrhona'dan temin ediyor.
Ortadaki yeşil kavanoz şamfıstık ezmesi gözlerim nemleniyor mutluluktan. Türkiye'de şamfıstık ezmesi üretiliyormuş, henüz tanışmadık kendisiyle. Büyük taneli pastacılıkta kullanılan iri şekerler poşetlenmiş, bu stant daha çok süsleme malzemelerinden oluşuyordu. Bi sonraki reyon vanilya çubuklarına ayrılmıştı.
Lindt seffaf bir mutfak kurmustu, dileyen atolyelere katilabiliyor yada disardan seyredebiliyordunuz ama yanasmak ne mumkun. Sagdaki fotograf yine cok onemli bir cikolata isleme ustasinin stanti, cikolata tohumlari Madagaskar, Brezilya ve dunyanin diger yerlerinden gelmis islenmeyi bekliyor.
Michel Cluizel cikolatayi soya lesitini kullanmadan gercek kako yagiyla isleyen icine baska madde katmayan bir ustalarin ustasi.
 |
| dikkat yenmez! |
Fur süresince, hergün saat 5'te çikolatadan hazırlanmış giysilerle defile düzenleniyordu. Defile fuar alanının ortasında yer alan platformda yapıldı ancak kalabalıktan birşey görmek mümkün değildi. Leonardo babasının omuzlarında guzelce seyretti. Elbiseler defile öncesinde sergilendiğinden fotoğraflamak mümkün oldu. Sizde benim gibi harcanan çikolataya üzülüyorsanız grçk bir obur olup yalnız değilsiniz...
Çikolata butiklerinin sponsorlugu ile tasarımcılar çikolata kullanarak elbiseleri dizayn etmişler.
Fuarda önceden bildiğim çikolata şefleri olduğu gibi yeni kesiflerimde oldu.
Joel Patouillard, MOF sahibi bu şef mavi, kırmızı çizgili özel gömleğiyle bizzat standdaydı.
MOF(Meilleur Ouvrier de France) Fransa'nin çeşitli kategorilerde en iyi ustalarına yapılan yarışmayı kazananlara verilen son derece prestijli bir ünvan ve sadece onlar yakaları mavi, kırmızı çizgili önlük takmayı hakediyor.
Patouillard'in ıtırlı, balkabaklı ve değişik parfümlü çikolataları ayrı bir yazıyı hakediyor şimdilik fotoğraflarına bakalım.
Yine bir MOF, Bruno Cordier'den makaronlar;
Çocukluğumuzun horoz şekerleri ve guimauve'lar(ingilizce marshmallow, Türkçesi puf? hani Eti pufun içindeki pufun değişik aromalı halleri)
Aşk pardon çikolata çesmesi;
Makaronlar, makaronlar...
Eteğe benzeyen makaron sunumundan sonra etekli bir İskoçyalı: )
Bir diiğer keşfim 2007 ve 2009 en iyi çikolatacı ödülünü ve kalbimi tamamen kazanan Jacques Bockel.
Babil kulesi değişik çikolatalarla yapılmış pralin kuleleri. Pralinlerin bazıları taş değirmende ezilmiş bademle yapılmıştı, sonuç iri dokulu, yağını tamamen tutmuş ölümcül zevk kareleri.
Nuga, Güney Fransa'ya özgü bir tatlı, öyle kalabalıktı ki ki almak mümkün olmadı.
Chapon Çikolata Butiği'nin yeni keşfi çikolata mus barı, dondurma külahlarında arzuya göre Madagaskar, Ekvator yada Brezilya çikolatasıyla yapılmış mus satın alabiliyorsunuz. Tadı mı? Ölümcül.
Daha önce Japon çikolata şefi
Sadaharu Aoki'yi yazmıştım. Bu sempatik hatta seyredenlerden birine göre Jackie Chan'a benzeyen usta bize beyaz çikolatalı ve Matcha'li makaron yaptı. Seyircilerden biri yumurta beyazlarını elle kolu tutulana kadar çırptı. O sırada şef kremayı ısıttı, içine beyaz çikolataları atıp hızla karıştırıp eritti ve (Yesil çay tozu) Macha ile karıştırdı. Köpükten top haline gelmiş yumurta beyazını dairesel hareketlerle bu karışıma yedirdi. Krema külahına koyup birer birer minicik sıkark şekil verdi ve fırına attı. Bu sene Japon çikolata şeflerine adanmıştı.
Bir rüya daha burada bitti, gökten düşmüş üç elma biri size, biri bana, biri de yüzyıllardır bilgi ve görgülerini yeni kuşaklara aktaran ustalara.
Yeliz'in annesi disinda kimseden ses cikmadi Leziz dergisiyle ilgili begenmediniz mi yoksa?