Bir seneden fazla süredir beklediğim Seda ile beraber Burgonya tatilimizi sonunda gerçekleştirebildik. Seda'cığımı karşıladıktan sonra Paris'te bir kaç gün kaldık ve 2 saat uzaklıktaki Burgonya bölgesine yola çıktık. François'nın arkadaşları Annay Sur Serein'de yaşıyorlar her sene olduğu gibi yine onlarda kaldık. Hepsinden biraz bahsedeceğim. Leonardo aynı yaştaki arkadaşı Nathan ve babaları Dinazor parkina gitmek isteyince Seda'nin ağlamaklı bakışlarıyla karşılaştım. 2 çocuk ve plastik dinazorlar parkı varken kim bölgeyi gezip, şarap tadımı yapmak ister halbuki. Hemen duruma el koyup biz Chablis'ye gidiyoruz, siz dinazor parkina deyince, Seda bu sefer sevinçten ağladı.
Chablis çiçeklerle süslenmiş bizi bekliyordu. Galya'lılar zamannda (800 ler civarı) ilk bağların yer aldığı bu kasaba ve civarı, dünyaca ünlü Chablis şarabının üretildiği bölge. Bu kadar ününe ve dünyanın her yerinde satılmasına rağmen 1957 ve 1961 de iki geç gelen don şarap bağlarını perişan etmiş ve üretim azalmiş. Dona karşı yeni teknikler ile durum biraz toparlanmış. Çok eski şarap geçmişi olan halen cazibesini koruyan bir kasaba.
Chablis beyaz şarapları 4 çeşit olarak AOC sertifikasıyla üretiliyor: Hepsi yuzde yuz Chardonnay (Şardone) uzumunden. 1-Chablis Grand Cru- Sadece yedi parselde üretilen kadife içimli altın renginde bu şarabı biz ölümlülerin bulması çok zor. Bağların önümüzdeki on yıllık rekoltesi sahiplerine şimdiden satılmış bile. Sadık alıcılar ölürse, bekleme listesi var.
2-Chablis Premier Cru-Toplam 40 bağdan geliyor tüm üretim: İpek içimli gümüş şaraplar. Nispeten pahalıca olmasına rağmen en azından bulup alabilirsiniz.
3-Chablis-2700 hektar üzerinde üretilen zevkle içtiğimiz bol mineralli, çiçekli, meyveli zamanla tadı artan güzelim Chablisler
4-Petit Chablis-Yıllanmaya uygun olmayan çabuk tüketilen turunçgiller tadında, çiçek aromalı dinamik bir şarap.
Kasaba çok sevimli ve otantik, tüm Burgonya'nın ortasından Serein nehri geçiyor.
O kadar yoldan geldik susuzluğumuzu gidermek lazım. Kasaba meydanındaki bu Kafe'ye oturduk.
Bir premier Cru ısmarladık, fotoğraflarını çekip gözyaşlarıyla yudumladık. Bu gözyaşlarını anlamayabilirsiniz ama içinde o kadar çok şey saklı ki. Uzun güzel bir dostluk, özlem, kavuşma, sohbet etmenin zevki, beraber geçtiğimiz her anını paylaştığımız hayat, ortak arkadaşlar, sevgililer, hayal kırıklıkları, sevinçler ama bir türlü birbirimize ifade edemediğimiz, ima ettiğimiz anda bile bizi ağlatan ayrılık, mutluluk, Chablis, beraber çıkılan yolculuk daha neler neler....
Bu kadar güzel şarabın yanına güzel yiyecekler lazım. Bölge zaten gastronomik anlamda ciddi bir mutfağa sahip. Burada bir çeşit kokoreç diyeceğim Chablis şaraplı "andouille" yapılıyor.
Bol ödüllü, bes A'lı maydanoz, sarımsak ve çeşitli baharatlala sarılan bağırsak şarapla pişiriliyor.
Thelma ve Louise günümüz bitti. Kötüniyetlilere!!!hayır Brad Pitt'e rastlamadık onun yerine Chablis bizi hem çok mutlu etti hemde soyup soğana çevirmedi :)
Akşam için Türk yemeği sözü vermiştik, eve dönüp Chablis'lerimize eşlik edecek güzel mezeler (yoğurtlu havuç kavurma, mücver, kozde patlican ve çoban salatası) ve karnıyarık hazırladık. Yolculuga devam
