haiku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haiku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.01.2010

Totoro


Bazen cok ama cok yorgun hissediyorum. Keske Totoro'nun kucaginda yatip deliksiz bir uyku uyuyabilsem tum enerjimi toplayacagima eminim...



Ek-Gelen yorumlara bakinca arkadaslarima da yer acmaya karar verdik Totoro ile buyrun gelin:)

"Komsum Totoro"  Japon usta Miyazaki'nin cizgi filmidir. Bu harika filmde gunluk hayat anlatilir, camasirlar yikanir, banyo yapilir, yagmurlar yagar, mevsimler degisir iki kucuk kiz dogayi, ormani ve  ormanin  ruhu Totoro'yu kesfeder. Her sey yalin ve siirsel, mutlu bir atmosferde anlatilmistir. Icinde siddet yada kabalik barindirmayan bu film cocuklara oldugu kadar buyuklere de cok sey anlatir. Cizgi filmlerin Haiku'sudur ki bilenler bilir Haiku'lara bayilirim.Bu yazimda bahsetmistim. Mutlaka seyredin...

22.11.2008

Normandiya usulü Midye-Unutulmuş sebzeler yada hiç bilinmeyen, Les légumes oubliés ou inconnus, Haiku


Çalışmak, genellikle hayattan uzaklaşmayı, hayattan daha az zevk almayı ve yemek yemeği sadece beslenmeye dönüştüren bir süreç. Bu anlamda çalışan kadın/erkeklerin yemek yemeği sadece doyma duygusunu tatmin etmeye indirgemesini kaçınılmaz bir sonuç. Zaman yok, yemek hazırlama ritüeli ortadan kaldıralım, yerine dondurulmuş yada önceden hazırlanmış gıdaları ikame edelim. Bu kapitalizmin işine gelen ve beslediği bir donusum. Sonuçta televizyonda bilmem ne çiftliğinde özenle yetiştirilmiş ve uzun süredir ortalıklarda gözükmeyen bir sebzenin muhteşem dönüşü üzerine reklamlar yok, kocaman fabrikalarda endüstriyel hazırlanmış hazır yemeklerin bolca var. Bir an, derin bir nefes alıp düşündüğümüzde asıl önemli olan nedir, sadece guruldayan karnımız doyurmak mı hem de içerisinde ne olduğunu anlamadığımız bir sürü acaip madde ile, ya da emekle, özenle, heyecanla tekrar  kaybolmuş, unutulmuş bir sebzenin tekrar yetistirilerek, kulağımiza şiirler fısıldamasi ve dualar edilerek pişirilmesi nihayteinde sevdiklerimize sunulması mı?

Ben iflah olmaz bir romantiğim. Sebzelerin izini sürmek onları en taze ve çekici hallerindeyken yetiştirenden almak, sonra üzerine hayaller kurmak, en lezztli haliyle nasıl pişirebilirim, kimlerle paylaşabilirim, en güzel rengini hangi kompozisyonla beraber sunabilirim. Hele renklerine bayiliyorum, her elime aldığımda daha da güzelleşen, parlayan çarpıcı renkleri. Sonbahar renkleri turuncu, sarı çeşitli kabaklar, rengarenk havuçlar, yeşil kereviz yaprakları, kahverengi kabukları kararmadan önce soğanlar, kestaneler, mor pancar, yer elması, beyaz,yeşil pırasa, yine beyaz, sarımtirak karnıbahar, beyaz yeşil rezene vs vs. Kombinasyonlar bitmez.

Sebzelerin unutulması böyle başladı, önce ıspanaklar donduruldu, yıkaması ve hazırlanması güç olduğundan, pişirilmiş yosuna benzeyen yeşil eriyike mahkum olduk. Fransa'ya geldiğimde taze ıspanak, yer elması, pancar, kestane bulamadım, dondurulmuş olanlar hariç. Şimdilerde unutulmuş sebzelerin geri çağıran vefakarlar olduğundan, yeniden yetiştirilmeye başlandılar ve canım Cherbourg pazarında bulunabiliyorlar. Benim gibi romantikler var halen, tohum üretimi birkaç büyük şirketin tekelindeyken ki bu tohumlardan üretilen sebzelerin tohumundan üretim yapamıyorsunuz, tekele savaş açmış unutulmuş sebzeleri tekrar yetiştiren, gerçek tohum üreten bu yüzden başı tarım Bakanlığı ile derde girmiş adamlar var (Kokopelli vs). Modern zaman Don Kişot'ları mor patatesler, kızarmış utangaç havuçlar, sarı, mor havuçlar, yer elması, ıspanak ve benim daha önce görmediğim bir sürü değişik sebze yetiştiriyor. Tekele direnen anarşişt Normandiya çifçileri de bu sebzelerden yetiştirmeye başladı. Bu kadar hikayesi olan sebzeyi elinize alınca gülümsüyor ve takdir ediyorsunuz. Mor patatesler fındık tadında, pembe havuçlar hafif gül. Üstelik havuçları sap ve yapraklarıyla alabiliyorsunuz aynı çizgi filmlerdeki tavşanların yedikleri gibi.

Umudu kaybetmemek lazım. Bir gün kaybettiklerinizi bulabilirsiniz bu geçmişten gelen bir dostta olabilir, anneannenizin anlattığı bir sebzede...Önemli olan bakıştır, nerden nasıl baktığınız değil...Hayaller bazen gerçeğin kendisinde bile daha anlamlıdır. Hayatı olabildiğince fazla yönleri ile görmek lazım bu anlamda bir sebzenin sizi götürebileceği yerleri küçümsemeyin.

Bugün Haiku' ya ilişkin bir kitap aldım bir dostumun önerisiyle. Japon Şiir sanatı. Yalın ve çok katmanlı. İncecik bir heyecanın işlendiği Haiku, Haiku algının, algılamanın yazımı.. Yanında birde boş defter var küçücük kendi Haiku'larımızı yazabilmemiz için. Zaman gerek yalınlaşmak, yoğunlaşmak ve sonunda damıtabilmek için...

Bugün canım denize daha yakın olmak istedi. Melankolik, ışığın yoğun olduğu, algıyı değiştirdiği, bazen vahşi, acımasız, uçsuz bucaksız, kontrol edilmez, güçlü Mans denizi. Denizin tadını özledim, iyodun kokusunu. Yazımı yazarken önümden balıkçı tekneleri geçiyor, denize açılıyorlar balık tutmak, vahşi denize daha yakın olmak için. Bende balığa gitmeliyim bir gün sessizce...

Şimdilik tüm cesaretim Normandiya'ya özgü Moules Mariniére à la Normande (Normandiya usulü midye) pişirmek.

3 kişilik

1,5 kilo Midye
2 küçük mor soğan,
1 avuç maydanoz
Birkaç sap kekik
1-2 defne yaprağı
1 bardak şarap
2 kaşık krema

Midyelerin bıyıkları elle çekilir ve tazelikleri kontrol edilir. Çatlak, açık olanları acımadan atın. Bol temiz suyla yıkayın. Büyükçe bir tencerede küçük kıyılmış soğanlar biraz tereyağı ile sotelenir, kekik, defne yaprağı, şarap, krema eklenir. Yıkanmış midyere ayrıca su eklenmeden tencereye alınır ve midyeler açılana kadar pişirilir yaklaşık 5 dakika. Ateş söndürülerek kıyılmış maydanozlar serpilir ve bekletmeden servis yapılır. Bir midyeyi alıp diğer midyelerin içini çıkarmak için kıskaç gibi kullananarak yerseniz daha pratik olur. Yanına patates kızarması olamadan olmaz. Ben fırında küçük kesilmiş patatesleri 2 yemek kaşığı yağ ile arada çevirerek 30 dk kızartıyorum daha hafif oluyor.


LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin