1.12.2008

İngilizce, fransızca,türkçe balık isimleri
















ahtapot
poulpe
octupus
balık
poisson
fish
balıkçı
pecheur
fisherman
barbunya
rouget barbet

çipura
dorade
gilt sea bream
deniz kestanesi
oursin
sea urchin
dil balığı
sole
sole

dulger  saint pierre john dorry
fener balığı lotte,baudroie




monkfish,anglerfish
hamsi
anchois
anchovy
istiridye
huitre
oyster



kalamar
calamar, calmar, supion
squid
kalkan
turbot

karides
crevette
shrimp
kaya balığı
gobiidae
goby
kefal
mulet
grey mullet
kerevit
ecrevisse
crayfish
kerevit
écrevisse
fresh water cray fish
kılçık
arete
fish bone
kılıç balığı
espadon
sword fish
kırlangıç
grondin
tubgurned
köpek balığı
requin
shark
kum midyesi
palourde, clovisse
clam
levrek
bar, loup de mer
sea bass
lüfer
tassergal
bluefish
manta
raie
ray
mezgit
merlan
whiting
midye
moule
mussel
morina
cabillaud,morue
cod
orfoz
merou
grouper
örümcek yengeci
araignee de mer
spider crab
palamut
sarda
bonito
sardalya
sardine
sardine
somon
saumon
salmon
sübye
seiche
cuttlefish
tatlı su balığı
poisson d'eau douce
fresh water fish
tatlısu levreği
perche
perche
tekir
surmulet
striped red mullet
ton
thon
tuna
uskumru
maquereau
mackerel
yengeç
crab
crab

29.11.2008

Dead dad, Ron Mueck, Rüya


Dün akşam rüyamda çinli kız arkadaşımla Wai ile, sanırım Amerika'da bir shopping mall'dayız.O sadece hızlı hızlı yürüyor ama ben etrafı seyretmek ve dükkanlara girmek istiyorum. Derken bir sanat galerisi/atölye görüyorum, kapısında altın rengi takım elbise giymiş bir adam, aaa ben bu adamı tanıyorum 1997'de Londra'da gördüğüm "Sensation" sergisinde çok etkilendiğim "dead dad" modeli yapan sanatçı. Gülümseyip dikkatini çekmeye çalışıyorum fransızca, ingilizce ve türkçe merhaba diyorum. Oda dönüyor ve gülüyor normalde grumpie'lerle ilgilenmem ama sen ilgimi çektin diyor. Sohbet etmeye başlıyoruz, yaptığı çalışmadan ne kadar etkilendiğim anlatıyorum. Sonra bana sarılıyor, yere uzanıyoruz alışveriş merkezinin ortasında ! tavandan yıldızlar gözüküyor yanyana uzanmış sohbet ediyoruz. Atölyesinden çalışanlar cama yapışmış bize bakıyor, sağımızdan solumuzdan insanlar geçiyor hızlıca aldırmıyoruz. Security geliyor kalkmamız lazımmış. Çinli kadın çok kızıyor gidiyor, arkasından gitmem lazım kaybolur yoksa. Sanatçı adam arkamdan geliyor ne zaman görüşeceğiz diye soruyor kapının önünde yine sarılıyoruz, hava soğuk, gökyüzü gri, akşamüstü galiba, üşüyeceksin içeri gir diyorum, çok ama çok mutluyum. Bu kadar hayran olduğum bu adam beni ilginç buluyor..

Sanatçının adı Ron Mueck rüyamda ne arıyor bilmiyorum...





Gotik şölen, trompette de la mort


Günlerdir kafamda dönen Dante'nin İlahi Komedyası, Gustave Dore'nin İnferno'su, metafor olarak kuyu, erotizm ve ölüm, karanlıklar, fin anlatıları sonucu bugün Cherbourg pazarına gidince ilgimi Trompette de la Mort(Ölümün trompeti) adlı mantar çekti. Tahmin edebileceğiniz gibi siyah ve tropete benzeyen bir mantar bu. Gotik bir yemek şöleni düzenlesem mutlaka yer alacak bir element. Kalamar mürekkebinden yapılmış rizotto yanına yenebilir. Yeni keşfim mor patatesler pişince mor siyah oluyor ortama uyar. Bitter çikolata mutlaka menüde yer almalı başka tadlar ve renkler üzerine fikri olan?
Ölümün trompeti ormanda bulunması zor olan bir mantar türü çünkü ölü yaprakların altına saklanıyor. Şekli trompet gibi tadı delikat ve benzersiz. Yıkamadan silkeleyerek yada hafif fırçalanarak orta ateşte suyunu çekene kadar pişirmek bu lezzetli mantarı kutsamak için ideal. Pazardaki adam sadece bunu ve başka bir mantar çeşidini satıyordu sıradan beyaz mantar yada diğerlerini değil. Fransa'da sevdiğim şeylerden biri bu, tutku duyulan bir şeyin peşinden gitmek sadece 2 çeşit mantar yetiştirmek ve satmak, tüketmeden, az bulunuru takdir edenlerle paylaşmak...

28.11.2008

Herkesin evi, dolma, yalnızlık




Yarın akşam Fransızca kursları takip ettiğim “Maison Pour Tous” (herkesin evi) organizasyonun düzenlediği Değişik Kültürler Gecesi var. Tüm öğrenciler ülkelerini temsil eden bir yemek yapıp bir araya gelecekler, çoluk çocuk tüm ailesiyle beraber, fikre bayılıyorum. Yemekler içeriğini açıklayan küçük notlarla sergilenecek, sonrada tadına bakılacak, dans edilecek, arkadaşlıklar kurulacak, Fransa’da yalnız olan yabancılar çatısı altında…Kimimizin kocası, karısı Fransız ancak bu bölgeden olmayan Fransızlarda yabancı. Nikaragualı kız(içimden devrim şarkıları söylemek geçse de kız normal gözüküyor, çok hızlı konuşan biri barabbabababa), Rus kız (balayka ve votka diyince bayılacak gibi oluyor hayır biz pop dinliyoruz Michael Jackson!! diyor), Endenozyalı kadın (huysuz, Umberto Eco okuyan ), Somalili adam ( sürekli komik olmayan espri yapan, kadınlara karşı şovanist şaka yaptığı için hırladığım), İngilizler Fransızları kıyasıya eleştirirken zevk aldığımız kadınlar ve adamlar, hiçbir fikir sahibi olmadığım başı kapalı Endenozyalı diğer kız, Slovakyalı çekingen kardeşimin Slovakla evli ve orda yaşadığını söyleyince rahatsız olan kız, İngiltere tanıştığı ve aşık olduğu için burada olduğunu sürekli yenileyen Romen, çok güzel hüzünlü bakışlı uzun ince boyunlu kuğu zerafetindeki ancak baktığında kimseyi görmeyen İngiliz kız, ve ben….Kaybolmuş, huzursuz, savunmada, yalnız, varolmaya çalışan kendini yeniden tanımlayan, Fransızca öğrenmeye çalışan insan topluluğu.



Ne pişirebilirim? Türk mutfağına has herkesin beğeneceği, banko dolma. Ancak yaprak bulma meselesi var, burda yok, Paris’ten getirtme süremde yok hmm Cherbourg’ un karanlık yüzüne yolculuğun zamanı geldi. Diskoların yani Cherbourg’un münkün gece hayatının yer aldığı sokağın resmi adı “Rue de la Paix” (barış sokağı) biline adı “kebap sokağı”. Grafitilerle dolu aykırı, isyankar ve oralı olmayan sokak. Pazartesi olduğundan çoğunluğu kapalıydı açık olanda çalışan iyiniyetli fansız oğlanın hiç fikri yok ama beni “Marmara Kebap”a yönlendirdi. Korkarak gittim. Sevimli gülen, kısa boylu bıyıklı bir adam. Merhaba dedim hemen içeri buyur etti oturttu. Kısa parmaklı, tombul elli esnaf adam. Önce konuşamadık, bana aksanımın bozulduğunu söyledi Fransız zannetti beni. Türkçe konuşmamaktan, nerden başlayacağımı bilememekten doğan tutukluk halbuki. Avukatım dedim, aaa bende icra memurluğu yaptım sonra bu rüşvet meseleleri onuruma dokundu bıraktım dedi, Allah işte adamım. Bende benzer şikayetlerimi söyleyince tutukluk bitti 24 yıllık dost olduk. Eski komünist, alevi, yıllarca kasaplık yapmış sevimli bir esnaf adam. Karısı 6 ayda bir geliyormuş ama hiç yalnızlık çeken bir adam gibi değil çok mutlu gelen müşterilerle yarım yamalak fransızcasıyla şakalaşıyor, kısa parmaklı tombul elleriyle hızlı hızlı hareket ediyor. Tabiki yaralı Türkiye’de yaşadığı başına gelen hala çözülemeyen gayrimenkul davaları var ancak kırgın değil, öfkeli değil hayatından memnun. Yaprak bulmak için “kadınlara” soracağını söylüyor. Kadınlar Fransızca bilmeyen, kurslara gitmeyen, dört duvar arasına kapalı genellikle başı kapalı, eşlerinin Fransız metresi solan kadınlar nerden mi biliyorum Tekin Ağbi söyledi öyle ayaküstü. Hemen hepsini örgütlemeyi, isyan başlatmak geçiyor içimden ama neyse daha çok yol var önce Fransız erkekle evli bir Türk kadınını kabul etmeleri lazım.. Çarşamba günü Leonardo ve François ile gidiyorum hem yaprakları almaya, Leonardo’ya döner yedirmeye hem de eşimi tanıştırmaya. Pek parlak geçmiyor, genellikle François’e verilen tepkiler tekrarlanıyor, “vay uyanık nasıl kızı kaptın”, "üzersen valla karşında beni bulursun" gibi şakalar yapıyor ki tipik Türk erkeği tepkisi. François hiç anlamıyor, 5 sene Türkiye’de kalmasına rağmen hala Türklerle gözlerine bakmadan konuşuyor, Tekin ağbi de rahatsız. Oğlum döneri sevmiyor ben utanmış hepsini yiyorum çok tuzlu ve yağlı dönerin, ayıp olmasın diye. Bir tekte rakı içiyoruz hızlıca. Karısı gelince ailecek görüşeceğiz belki daha iyi geçer. Kendimin bu halinden nefret ediyorum, bu bilge adamla konuşamıyorum, iletişemiyorum ki Cherbourg’da bulabileceğim en modern Türk muhtemelen diğerleri hep sofu. Cami varmış yerini bilmiyorum, görmediğim şeye inanamam diyor, önce insanız diyor, sonra bir anda elhamdülillah hepimiz Müslümanız diyor kafam karışıyor.. Bilge çünkü Fransızların Türklerden farkını sorunca “bunlar eğlenmeyi biliyor” diyor çok çarpıcı buluyorum. Yaprak bulamamış nedense aradığından emin olamıyorum.



Pazara uğruyorum yaprak yoksa lahana dolması yaparım. Lahana bulmakta kolay değil, burda kıvırcık koyu yeşil lahana, top lahana, kırmızı lahana var şansıma geniş koca yapraklı dolmalık lahanada buluyorum, her zaman olmuyor.



Dolma için annemi aramam lazım hiç aklımda tutamıyorum dolma tarifini…




LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin