1.06.2010

aile sanat isleri, tarhun pesto, tarhunlu tereyagi,tarhun takintisi(ing: tarragon, fr: estragon kucuk ejderha otu)





Benim babam ressamdi bildiginiz uzere. Leonardo ressam olur mu ya da unlu bir sef 3 yildiz Michelin'li? Bakalim gorecegiz onceleri traktor, sonralari kamyon soforu olmak istiyordu. Bu aralar yaris motoru ve arabasina takmis durumda. Bana acaip kafa tutuyor, kacarim giderim uzaklara bile dedi! yas 4 ha! Size de oyle oluyor mu ben hic onunla ilgili hayal kuramiyorum, hemen gozum yasariyor ayni annem gibi aman saglikli, mutlu olsunda gerisi bos derken buluyorum kendimi...



Efendim bu arkadas iri deniz tuzlugu kabi, bakmayin oyle eglenceli koca bir balik olduguna fonksiyonel kendileri!


Bu bir hamile peri kizi 
Solda ilk turplar bahceden. Sagdaki sepet pazardan, doldurdum buldugum her yesilligi, iki demet tarhun, maydanoz, frenk maydanozu, taze kirmizi patates, isgin(rubarbe), kirmizi taze sogan, labada tablo gibi.


Oya Hanimi biliyorsunuzdur, tarhun pestosunu gorunce hemen benzerini denedim. Pesto malum genelikle feslegen veya diger taze otlarin, parmesan peyniri, findik, fistik, sarimsak ve zeytinyagi ile cekilmesi ile olusan bir sos. Italya'da yoresine gore degisik yapiliyor.  Biraz tarhun, findik, taze sarimsak, zeytinyagi, parmesan harmanlandi, irice mikserlendi ve kavanoza kondu, uzerine yine zeytinyagi gezdirildi. Ekmege surulur, makarnaya sos olur, salatalara konur hatta boreklere bile.



Taze patatesleri buharda haslayip tereyag ile yemek cok lezzetli. Pazar donusu her ottan biraz kiyip oda sicakliginda hafif erimis tereyagi ile karistirdim, filmle sekil verdim ve dipfrize attim. Sicak patates ustune, et yanina, sebzelerin ustune, cok isterseniz kizarmis ekmek ile. Tereyagi koy hatta bulursaniz tuzlu olsun.






Kizarmis koy ekmegi ustune pesto, bir parca keci peyniri tarhun fikrini veren sagolsun. Tarhunun kalaniyla omlet yapildi, tavuk yanina eslik edildi hakkini iyice verdim yani. Bahcedekiler mi ben onlara kiyamiyorum oylece duruyorlar simdilik...

31.05.2010

Paris'te bir japon pasta sefi Sadaharu Aoki




Sadaharu Aoki'nin Japonya'da bir, Paris'te iki tane butik pastanesi ve  Lafayette'in icinde Gourmet bolumunde urunleri var. 68 dogumlu bu sef Japonya'da egitim almis ve 90'larda Paris'e yerleserek Japon urunlerle yorumladigi fransiz pastalariyla kendine saglam bir yer edinmistir. Matcha, Yuzu, azuki, siyah susam kullandigi yuzde yuz japon malzemeler. Matcha 12. yuzyildan beri zen rahiplerinin cay yapmak icin kullandigi yesil cay tozu. Son derece zengin vitamin, mineraller ve oligoelementler iceren antioksidan ozelligi yuksek bir urun. Rahipler sicak suya biraz matcha tozu koyup minik bir cirpici ile karistirarak kopurtup sonra afiyetle icerlermis. Simdilerde mutfak aleminde moda. Bir diger moda urunde Yuzu. Japon limonu diyelim, mandalina buyuklugunde gayet eksi ve parfumlu bir limon. Ozellikle kabugu ince rendelenerek et, balik yemeklerinde kullaniliyor. Azuki sahsen tatli olarak pek bayilmadigim kucuk kirmizi fasulye.


Sadaharu usta farkini pastaneye girdiginiz anda anliyorsunuz, hersey zen sadeliginde, dekorasyonda dogadan yapraklar, yosunlar kullanilmis hicbir fazlalik yok. Pastalar rengarenk. Matcha yesili her yerde makaronlar, pastalar hatta cikolata bile yesil ve zarif matcha tadinda.





Makaronlarda japon isi, siyah susamli, yuzulu, matchali ve tuzlu erikli. Benim favorim yuzulu guclu limon tadinda ama eksi olmayan makaron, matchali Millefeuille, ve yine matchali ekler. Cikolata kapli makaronlar cok sekerliydi sevmedim ama renkleriyle bastancikariciydilar.






Sadaharu Aoki
35, rue de Vaugirard 75006
Tel : 01-45-44-48-90
56, boulevard Port Royal 75005
Galerie Lafayette GOURMET
40, boulevard Haussemann 75009




Soldaki bina Grand Palais cok guzel sergiler oluyor ama bu gittigimde bostu, bende kubbede kalan hos sedayi dinledim. Sagdaki kaldigim evin merdiven boslugu. Sadaharu ile ilgisi mi kesinlikle yok!



26.05.2010

Levant&Co Paris'te bir Turk bakkaliyesi ve restorani




     Yurtdisinda yasiyorsaniz bazi urunleri bulamiyor ve hasretini cekiyorsunuz demektir. Paris'te bir Turk mahallesi olmasina ragmen aldigim urunlerden hic memnun kalmadim, Kardesim Slovakya'da yasiyor ordaki Turk bakkali kullanma tarihi gecen urunlere yeniden etiket yapistirip satiyor, once kendi milletimizden kazik yiyoruz. Boyle olumsuz duygular icindeyken Gurme urunleri satan bir Turk bakkaliyesi tabi ki ilgimi cekti ve bu gidisimde ziyaret etmeye karar verdim. Ayrica Unlu Japon pasta sefide bir arka sokaktaydi. Hayatimda  aldigim en iyi kararlardan biriymis, iki sahane ve icacici insanla tanistim.


Dukkan ne kadar hos, giriste iki zeytin agaci Ege sinyallerini veriyor hemen.


        Girit asilli Izmir'li bir ailenin oglu Selim, muhendis olarak geldigi Paris'te, sonradan ailesinin urettigi mis zeytinyagi ve diger urunleri satmakla ise baslamis. Esi, guzel Idil anneannesinin tariflerini hergun degisik bir menuyle mudavimlerine sunuyor. Sicacik bir mekan sahipleri harika, sik ve ozel urunler, hafif guzel yemekler, ozledigim misafirperverlik bu dukkani essiz kiliyor. Idil aslinda muzik ogretmeni ve ayrica gitar dersleri veriyor.

Tabiki restoranin mudavimleri var ve genellikle yer olmuyor erken gittigim icin sansliydim bu iki guzel, piril piril, zarif insanla tanistim. Mudavimleri Fransizlar oldugu kadar Paris'te yasayan entellektueller ve anne yemegi ozleyen ogrenciler. Dukkanda badem tadinda aile uretimi zeytinyagi, kekik basta olmak uzere cesitli baharatlar, domates kurusu, kuru incir, citfe kavrulmus fistikli lokum, zeytin cesitleri bulabilirsiniz. Ben sumak buldum mutluluktan uctum. Idil ayda iki kere yemek kurslari duzenliyor.  Prestijli gurme  Saveur dergisinde kurs ve restoran yer almis, Selim bu sayiyi bana hediye etti. Ortalama bir fransiz icin Turk yemegi doner kebabtan ibarettir. bunun nedeni mantar gibi heryeri sarmis uyduruk doner kebab restoranlaridir. Bu anlamda Levant&Co'nin Turk Mutfagini hakettigi gibi tanitma misyonu da var, devlet destegi almali bence. Turk mutfagi bir tanedir diyerek mangalda kul birakmayanlar birde gelip bu genis ve koklu mutfagin yurtdisindaki icleracisi halini gorsunler...


Restorandan hafilemis olarak ve mutlu ayriliyorum. Hani bazi insanlar vardir tanidiginiz icin ve varolduklari icin mutlu olursunuz Idil ve Selim onlardan. Bir kahvenin 40 yil hatiri var hele de boyle sahane iki insan tarafindan ikram edilmis ise...

Levant&Co adresi, websitesi icin tiklayiniz. Saveurs dergisi Haziran 2010 sayisinda Levent ailesinin Turkiye'ye duzenledigi culiner yolculukla ilgili bilgiler, midye dolma ve patlican kebabi tarifi yer aldi. Yazi cok guzel sahane bir Turkiye yazisi, ilgilenen olursa ekleyebilirim.





20.05.2010

Eyfel kulesi ve Paris'teki metro istasyonlari




Minimalist arzu etti buyrun Eyfel kulesi, malesef hava kapaliydi!


Arkadasimin evinden boyle gozukuyor geceleyin, isik oyunlariyla cok hos;





Paris'te ulasim metroyla cok kolay, metro hatlari renkler ve sayilarla ayrilmis dolayisiyla gitmek istediginiz yere zahmetsiz ulasabiliyorsunuz, muzisyenlerde hediyesi!


Concorde meydanindaki metro istasyonu Insan haklari evrensel beyannamesinin kelimeleriyle kaplanmis.


Soldaki hangi istasyondan hatirlamiyorum kirmizi sevgimden, sagdaki Belleville istasyonu, Paris'in 13.bolgesinde pek sevdigim cok kulturlu, cok renkli bir mahalle. Cin marketleri orada, her gittigimde mutlaka alisveris icin gidiyorum. Iki gunlugune Paris kacamagi cok iyi geldi. Giderken tren bir saat rotar yapti, bir inek ezilmis onun kaldirilmasi icin bekledik, ne de olsa Normandiya bolgesi inekleriyle unlu! Once Cravage'dan Damien Hirst'e "C'est la vie!  vanités de Cravage à Damien Hirst" adli sergiyi gezdim, malumunuz bu ingiliz sanatciyi pek sever ve takip ederim. "Olum" uzerine bir sergiydi, cesitli sanatcilarin kafataslari ve kemiklerle yaptigi eserler. Damien'in eserleri olay cikardigi kadar var. Bir kurukafanin ustunu elmas ve pirlantalarla bezemis, digeri karasineklerle kaplamisti. Basquiat'nin resimleride vardi zevkle gezdim. Arkadasimi Londra'da Francis Bacon sergisine goturmustum yillar once, bu sefer yine degisik temali bir sergiydi bilmiyorum ucuncu defa cagirsam gelirmi? 

Daha sonra Guimet muzesine gittik. Metroda vagona binerken iki tane cingene kiz beni itistirdi. Ne kabalar allah allah burda insanlar boyle itismez diye dusundum ama uyanmadim nede olsa son derece huzurlu Normandiya'da yasiyorum, kendimi koruma durtum korelmis. Muzeye gidince neden itilip kakildigim anlasildi. Cuzdanimi calmislarda ondan, boynuma postaci gibi asili duran cantamin icinden hemde. Tum kredi kartlari turk olanlar dahil, fransiz kimligim, ehliyetim, vsvs kocaman cuzdandi icinde yok yok. Hemen bankalar arandi iptal edildi hersey. Sonra gunumu zehir edemem deyip muzeyi gezdim. Cikista karakola gidip zabit tutturdum 10 dk surdu, polis cok kibardi. Yanimdaki arkadasimda fransiz ceza avukattiydi hani problem olsa hop buyrun avukatim. Simdi ugrasiyoruz iste kimlikleri cikarmaya. Bir kere Istanbul'da Metrocity'de bir kerede Paris'te Metro'da caldirdim cuzdani...Gerisi sahaneydi Levant&Co adli Turk bakkaliyesine gittim bu piril piril insanlari ayri bir postta anlatacagim, unlu bistrolardan La coupole, Japon pasta sefi Sadaharu Aoki bu sefer ziyaret ettiklerim tabi kisisel takintim Hermé'siz olmaz. Bacaklarim daha iyi hergun 1 saat bisiklete binmek ise yaradi, gecmis olsun dilekleriniz icin cok tesekkurler...
Paris'in renkleri:)








LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin